Ey nefha-i cân bülbülü gizleme cânân sendedir
Aratma gel ehl-i dili ol gül-ü handân sendedir
Düştün anâsır bendine aldandın anın fendine
Şehr-i hakîkat semtine cezb ile devrân sendedir
Emmâre nefsin sözleri dönderdi Hak'dan yüzleri
Dîv-i recîmden bizleri kurtar ki meydân sendedir
Râh-ı hakîkat rehberi şâh-ı velâyet serveri
Kıl kâm(ı)yâb bu kemteri her türlü ihsân sendedir
Kesretten erip vahdete mir'ât olubsun Hazrete
Bizi eriştir vuslata hem peyk-i Rahmân sendedir
Bahrül-hayâtın âbısın âşıkların mihrâbısın
Şehr-i ulûmun bâbısın esrâr-ı bürhân sendedir
Kenzül-hakâyık mahremi cemül-meşâyih ekremi
Bu kâinatın efhamı mühr-ü Süleymân sendedir
Yüzüne çekmişsin nikâb kimden edersin ihticâb
Ey mazhar-ı âlî-cenâb şems-i şebistân sendedir
Nutkun Mesîhâ'nın demi âşıkların olmaz gamı
Sun bizlere câm-ı cem'i bu denlü atşân sendedir
Yoluna bu cânım fedâ aşkın bana olsun gıdâ
Ey Sâmî-yi nûr-u Hudâ derdime dermân sendedir
Aşkına cümle pîrlerin gönder hakîkat şîrlerin
Kahr et bu nefsim askerin emr ile fermân sendedir
Salih diler senden meded ey mahrem-i sırr-ı Ahad
Hem mazhar-ı Ferd i Samed ol Kâf-ı Kur'ân sendedir
Açıklamalar
Nefha: Üfürme, soluk.
Ehl-i dil: Gönül ehli, güzel adam.
Gül-ü handân: Gülen, güler gibi, açılmış gül.
Anâsır bendi: Madde âlemini meydana getiren dört unsur; toprak, su, hava, ateş.
Fend: Yalan, dolan.
Emmâre nefs: Emreden nefis.
Dîv-i recîm: Şeytan, dev.
Râh-ı hakîkat: Hakikat yolu.
Şâh-ı velâyet: Velayetin şahı.
Server: Baş, başkan.
Kâm yâb: Arzusuna ulaşmış.
Kemter: Aşağı, bayağı.
Kesret: Çokluk.
Mir’ât: Ayna.
Vuslat: Ulaşma, kavuşma.
Peyk-i Rahmân: Allah'ın habercisi.
Bahrül-Hayâtın âbı: Hayat denizinin suyu.
Mihrâb: Kıble, yöneldiği yer.
Şehr-i Ulûmun bâbı: İlimler şehrinin kapısı.
Esrâr-ı bürhân: Sırların delili, hücceti.
Kenzül-hakâyık: Hakikat hazinesi.
Cemül-meşâyih: Şeyhlerin tamamı.
Ekrem: Çok keremli.
Efham: Çok ulu, pek yüksek.
Nikâb: Örtü.
İhticâb: Saklanma, örtünme.
Âlî-cenâb: Vakar ile yardım eden.
Şems-i şebistân: Gece güneşi, ışık.
Nutk: Söz, sohbet.
Mesîhâ: Hz. İsa (a.s.).
Dem: Soluk, nefes.
Câm-ı cem: Burada (aşk ve muhabbet).
Bu denlü atşân: Bu kadar susamış kişi.
Şîrler: Arslanlar.
Ferdi Samed: Kimseye ihtiyacı olmayan (Allah’ın sıfatı).