İşbu kesret âleminden olmak istersen halâs
Ey birâder devlet-i dünyâya kılma gel havâs
Kudsî Lâhût'un hümâsın sen düşün bir aslını
Ehl-i irfânın kelâmın halka-gûş et câna as
Ömrünü verdin hevâya nefse kul oldun yeter
Pîre kulluk et ayağın mekteb-i irfâna bas
Mâlik'in mülküne olmak ister isen müşterek
Benliğin berzahları kılmış seni ehl-i me'âs
Zülfikâr-ı Haydar'ı çek nefsine verme âman
Yokdurur âlemde anın gibi bir ehl-i kısâs
Sıdk ile bir pîre teslîm et özün çık aradan
Bundan artık devlet olmaz sana bu cây-ı menâs
Ârif-i billah dilersen Pîr-i Sâmî Hazreti
Öyle bir kâmil meşâyih ile eyle ihtisâs
Pûte-i aşka girip yandır bu cismin Salihâ
Hazret-i Pîrin huzurunda olasın sende hâs
Açıklamalar
Halâs: Kurtulmak.
Havâs: Heves, arzu, istek.
Kudsî Lâhût'un hümâsı: Allah'ın mukaddes aleminin devlet kuşu.
Halka-gûş etmek: Kulağına küpe etmek.
Mâlik'in mülkü: Allah'ın mülkü.
Benlik berzahı: Nefsaniyet.
Ehl-i me'âs: Günah ehli, isyankârlık.
Âman: İzin, müsaade.
Ehl-i kısas: Öç alan.
Cây-ı menâs: Sığınacak yer.
İhtisâs: Bir ilim ve san'at üzerinde fazla çalışarak derinleşmiş olma, uzmanlaşmak.
Pûte-i aşk: Aşk potası.