Bedensiz bir güzel gördüm efendim
İlikten damardan kandan içeru
Cânân illerinden sordum efendim
Bir cân vardır gizli cândan içeru

Niceleri vardır hicrân gölünde
Çok Mansurlar vardır zülfün telinde
Hakîkat şehrinde cânân ilinde
Bülbüller var o gülşandan içeru

"Kün fekân" emriyle döner bir dolab
Öğüdür âlemi misl-i âsiyâb
İnceden incedir olunmaz hisâb
Çok hikmet var "Kün fekân"dan içeru

Geçmeyenler bilmez çarh-ı çenberi
İçmeyenler bilmez âb-ı kevseri
Bir gece Pîrimden aldım haberi
Mekân vardır lâ-mekândan içeru

Gül bülbülü gördü çıktı kabından
Bülbüller uyandı kalktı hâbından
Pervâneler geçti âteş bâbından
Azm eyledi gülistândan içeru

Bu ne ayrılıktır bu ne iftirâk
Benlik iradesin elinden bırak
Her neye bakarsan Hak gözüyle bak
Gör neler var bu ekvândan içeru

Pîr-i Sâmî gibi bâtın sultânı
Ârif-i billahtır yoktur akrânı
Reşâdet bâbından açmış meydânı
Çok merdân var o meydândan içeru

Salih ne yatarsın uyan dediler
Sıdk ile Allah'a dayan dediler
Hak gizli değildir ayân dediler
Çok ihsân var bu ihsândan içeru


Açıklamalar

Misl-i âsiyâb: Su değirmeni gibi.

Hâb: Uyku.

Bâb: Kapı.

İftirâk: Ayrılma, farklı olma.

Ekvân: Yaratıklar.

Bâtın: İç, içle ilgili.

Reşâdet: Manevi olgunluk, irşada ehil olma.

Merdân: Mertler, yiğitler.

Ayân: Açık.