Her kime kim arz eyledi mahbûb-u cemâli
Giydirdi anın arkasına post-ı melâli

Rahm eylemedi hâlime ol afet-i şûhum
Dil şehrine kayd eyliyeli nakş-ı hayâli

Mir’ât-ı musaffâ olup açılmadı rûhum
Elbette olur işbu hayâlin de zevâli

Ağyâra kılar lutfunu âşıklara kahrın
Hem girye-i eşkime tutar tîğ-ı celâli

Bilmem dahi çok kaldı mı cevr ile cefâsı
Kaşım gibi kaddim büküben kıldı hilâli

Âşıklara dostun sitemi şehd ile şehdâb
Dönmem yüzümü eylese bin ceng ü cidâli

Hem hânesi hem ni'meti mihmanidir anın
Bilmem neden ister bu hisâb ile suâli

Hem fâili mefûlü O'dur gayrıyı bilmem
Bu halk-ı cihânın ya nedir kîl ile kâli

Halk eyleyüben arada bir cüz'î muhabbet
Hep fitne demiş sevdiğin evlâd u ıyâli

Yandı bu yürek hasret-i hicrân âteşinden
Gayrı dahi sabr etmeğe kalmadı mecâli

Vuslat diledikçe beni ferdâya düşürdü
Maksûdu nedir anlamadım ben bu meâli

Hem serverimiz olmuş iken Hazret-i Sâmî
Elbet içirir bizlere de âb-ı zülâli

Kayd eylemiş akrebde benim kevkeb-i bahtım
Salih çalıyor boş yere bir kuru kavalı


Açıklamalar

Mahbûb-u Cemâl: Cemâl, didar sevgisi.

Post-u melâl: Gam, sıkıntı postu, böyle gamlı olma hali.

Âfet-i şûh: Tatlı belâ, sevgili.

Mir’ât-ı musaffâ: Saf ayna, tertemiz ayna.

Zevâli: Sonu, yokluğu.

Ağyâr: Eller, yabancılar.

Hem akan göz yaşıma (karşı) celâl kılıcını gösterir.

Kadd: Bel, boy.

Şehd ile şehdâb: Oğul balı.

Ceng ü cidâl: Harp ve kavga.

Mihman: Misafir.

Fâili mefûl: İşi yapan ve yaptıran.

Kîl ile kâl: Dedikodu.

Evlâd u ıyâl: Çocukları ve karısı.

Ferdâ: Yarın, sonra.

Âb-ı zülâl: Öz su (Kavuşmanın tadı).

Kevkeb-i baht: Yıldız.