Muhabbetten murâd ancak Muhammed hâsıl olmaktır
Muhammed'den murâd şâhım visâle vâsıl olmaktır
Rızâya inkıyâd eyle otur sabrın otağında
Sabırdan bil garaz her bir belâyı hâmil olmaktır
Otur zulmet bucağında saâdet kevkebin gözle
Saâdetten murâd şâhım şekâvet zâil olmaktır
Özün bir pîre teslim et müdâvim ol kapısında
Meşâyihden murâd şâhım mürebbî kâmil olmaktır
Hakîkat âlimi ol "men aref" sırrından ol âgâh
İlimden bil garaz her bir cihetle âmil olmaktır
Olup kâim seherlerde çalış zikre devam eyle
Zikirden bil garaz her bir murâda nâil olmaktır
Sakın ümmî olan şeyhin sözüne aldanıp kanma
Pîr-i Sâmî gibi her bir ulûma şâmil olmaktır
Sülûk ehlinden ol Salih umûrûn şeyhe tefvîz et
Mürid olan kamu müşküllerini sâil olmaktır
Açıklamalar
Visâle vâsıl olmak: Allah'a kavuşmak.
Rızâya inkıyâd eyle: Rızaya boyun eğ, uy.
Garaz: Niyet, maksat.
Hâmil olmak: Taşımak, çekmek.
Zulmet bucağı: Karanlık köşe.
Saâdet kevkebi: Mutluluk yıldızı.
Şekâvet zâil olmak: İsyan ve günâhın kaybolması.
Müdâvim olmak: Devam etmek.
Mürebbî kâmil: Kamil şekilde terbiye eden.
Men aref: Nefsini bilmek, tanımak. (Hadis-i Şerif'e işaret).
Âgâh: Vâkıf, bilen.
Âmil: Amel eden, hakkıyla bilen.
Kâim: Ayakta durmak, namaz kılmak.
Ümmî şeyh: Bilgisiz, sahte şeyh.
Ulûm: İlimler.
Şâmil: İçine alan, kaplayan, çevreleyen.
Sülûk ehli: Salikler, bir şeyhe intisap edip tarikata girenler.
Umûrun şeyhe tefvîz etmek: Her iş ve amelini şeyhinin rızası ve emri ile yapan.
Kamu: Hep, bütün, tamamen.
Sâil olmak: İsteyici olmak.