Sensiz ey nûr-u hakîkat râhat-ı cân istemem
Bu vücûdum şehri içre iki sultân istemem

Gönlümün tahtında sultânım gamındır sevdiğim
Müddeî gamdan halâs olmak diler ben istemem

"Kün fekân"ın sırrına ermek ne hâcet bizlere
Aşka ermektir murâdım nâm u nişân istemem

Dilimi dil-dâra verdim cânımı cânânıma
Hüsn-ü ruhsârından özge ıyd-ı kurbân istemem

Parmağın Şakkul-kamer'dir çeşme-i bahrül-hayât
Hüsn-ü Yûsuf'tur cemâlin özge seyrân istemem

"Küntü kenz" in gevherisin mazhar-ı nûr-u Hudâ
Andelîbâ sohbetinden gayrı verdân istemem

Bülbül-ü aşkın gül-ü gülzârı hüsnündür senin
Verd-i ahmer ruhlerinden özge gülşân istemem

Öyle bir cân isterem Mansûr gibi berdâr ola
Verseler sensiz bana mühr-ü Süleymân istemem

Keşf edip ağyâra zülfün bana eylersin hicâb
Zülf-ü berdârın gibi bir âlî ihsân istemem

Mâh cemâlin perdesiz görmek diler âşıkların
Kâbe-i hüsnün murâddır gayrı bir şân istemem

Nûr-u vechin mazharı şeyhim Muhammed Sâmî'yâ
Arı inci-yu sadefdir özge mercân istemem

Salihâ âşıkların bâr-ı girânı derd-durur
Râh-ı vuslat derd imiş bu derde dermân istemem


Açıklamalar

Müddeî: Aklına uyan, iddiacı.

Kün fekân: Ol ve yokol emirleri arasındaki fena alemi, yaratıkların başı ve sonu.

Nâm u nişân: Ad ve işaret, ad ve san, şöhret.

Dil-dâr: Sevgili.

Gül yanağından başka kurban bayramı istemem.

Parmağın Ayı ikiye bölen âb-ı hayat çeşmesidir.

Hz. Yûsuf'un güzelliği gibi olan yüzünden başka yere bakmam.

Allah'ın nuru, gizli hazinenin madenisin.

Bülbül sesi gibi sohbetinden başka bir sesi dinlemem.

Kırmızı gül gibi yanağından başka gülbahçesi istemem.

Saçlarını başkalarına gösterip bana örtersin.

Saçın tellerine beni asmamdan başka lütuf istemem.

Nûr-u vechin mazharı: Yüzün nurların görüldüğü yerdir.

Sadef'ten çıkan inci gibidir başka mercan istemem.

Bâr-ı girân: Ağırlık saçan, dert saçan.

Râh-ı vuslat: Ulaştırıcı yol.