Bu kesret âlemin seyrân eyledim
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Gezdim çâr-kûşeyi devrân eyledim
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Sûret-i beşerde kaldım nikâbda
Sebul-Mesânî'de ümmül-kitâbda
Bend oldu sefînem kaldı girdâbda
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Bir zamân bekledim gülşen bâğını
Göremedim andelîbin çağını
Cânân çekmiş gider yar otağını
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Ötmez cân bülbülü açılmaz güller
Bozuktur perdeler kırılmış teller
Gideceğim yâre bağlanmış yollar
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Kahramân olanlar hasmını basdı
Kemânkeş olanlar yayını asdı
Bilmem nedir bende feleğin kasdı
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Beni taşlamayın cânım kardaşlar
Dokunur başıza attığız taşlar
Hazret-i Hak kendi bildiğin işler
Sabırdan bir büyük kâr bulamadım
Bir sözünde sâdık yâr bulamadım

Salih gibi vardır çok ehl-i diller
Pîr-i Sâmî bahçesinde bülbüller
Solmaz şükûfeler dikensiz güller
Hîç bir goncasında hâr bulamadım
Sâmî gibi sâdık yâr bulamadım


Açıklamalar

Çâr-kûşe: Dört köşe.

İnsan şeklinde örtü içinde kaldım.

Sebul-Mesânî ve ÜmmüI-Kitâb: Fatiha sûresi.

Gemim anaforda kaldı, battı.

Kemânkeş: Ok atanlar.

Ehl-i dil: Gönül ehli.

Şükûfe: Çiçek bahçesi.

Hâr: Diken.