Nemî dânem çünân Mecnûn menem ahrâr-ı dervîşân
Değil Mansûr(u) yektâ şod hemân berdâr-ı dervîşân
Yekî efrûşu haz dem râ sun ey sâkî mey-i hamrâ
Ayân olsun şeb-i İsrâ seved izhâr-ı dervîşân
Suhan-dânî safâ gûyed şebî hâme sîm-i zerîd
Murâdın gül ise şâyed biyâ gülzâr-ı dervîşân
Ne şehrîyem ne kendîyem gürûh-u dil-pesendîyem
Tarîk-i Nakşibendîyem men ez seyyâr-ı dervîşân
Dilersin dilberi dilber kılarsın dilberi dilber
Sana da keşf olur dilber mühim esrâr-ı dervîşân
Mekânım batn-ı hût oldu memâtım lâ-yemût oldu
Muhafız ankebut oldu ben oldum gâr-ı dervîşân
Ebû Bekr ü Ömer Osmân Alîyy-i zî-sehâ merdân
Hilâfet tahtına sultân olan hünkâr-ı dervîşân
Nebî Sıddîkı Selmânî Bahâeddîn ü Geylânî
Şarâb-ı aşk-ı Sübhânî içer huşyâr-ı dervîşân
Ki Hâlidi Seyyid Tâhâ fedâ cân Sıbgatullah'a
Pîri Tâgî gibi şâha kemer-bes vâri dervîşân
Elâ ey Hazret-i Sâmî keselim kebşi sun câmı
Soyunsun cümle ihrâmı kamu züvvâr-ı dervîşân
Şeb-i isrâ'ya mahrem râ dem-i İsâ'ya hemdem râ
Cemî-i derde merhem râ Pîr-i Sâmî'yi dervîşân
Pîrimdir Hazret-i Sâmî derinde kemter ağlâmı
Menem hem "hâ"yı "sad" "lâ”mı veren ikrâr-ı dervîşân
Açıklamalar
Nemî dânem: Bilmiyorum.
Çünân: Onun gibi.
Menem: Benim.
Ahrâr: Serbest olanlar, köle ve esir olmayanlar.
Yektâ: Tek, eşsiz, benzersiz.
Şod: Oldu.
Berdâr: Asılmış.
Yek: Bir.
Haz: Pay.
Sâkî: Şarap sunan.
Şeb-i İsrâ: Mirac gecesi.
Seved: Olur.
İzhâr: Meydana çıkarma, gösterme.
Sühan-dân: Güzel söz söyleyen.
Gûyed: Söylemek.
Şehrî: Şehirli.
Kendî: Köylü.
Gürûh-u dil-pesend: Makbul gönüllü cemaat.
Men: Ben.
Esrâr: Sırlar.
Batn-ı hût: Balık karnı.
Memât: Ölüm.
Lâ-yemût: Ölmez.
Ankebut: Örümcek.
Gâr: Mağara.
Zî-sehâ: Kerem sahibi, cömert.
Hünkâr: Padişah, sultan.
Sübhân: Allah.
Huşyâr: Akıllı.
Kemer-bes: Kuşak bağlamış; hazır.
Elâ: Ey!
Kebş: Kurban.
İhrâm: Hac'da giyilen dikişsiz beyaz elbise.
Züvvâr: Ziyaretçiler.
Ra: Gibi.
Dem-i İsâ: Hz. İsa'nın nefesi, sözü.
Hemdem: Arkadaş.
Cemî-i derd: Bütün dertler.
Der: Kapı.
Kemter: Daha aşağı, itibarsız.
Ağlâm: Köleler, esirler.
İkrâr: Dil ile söyleme, bildirme.