Nefs elinden kıl benim âzâdımı Allah için
Defter-i uşşâka kayd et adımı Allah için

Put-perest olmuş bu dil imlâya gelmez çâre ne
Pîr-i Sâmî al bu dîvden dâdımı Allah için

Öyle bir Şeddâd-i zâlim pençesine düşmüşem
Eyle mesrûr bu dil-i nâ-şâdımı Allah için

Nâr ile âb ile hâkden bendimi eyle halâs
Pûte-i aşkında yandır bâdımı Allah için

Mâsivanın illetinden pâk edip bu gönlümü
Kıl tarîk-i Nakşibend'in hâdimi Allah için

Kur otağı bu gönül şehrinde yak bir şeb-çirâğ
Bana bildir mebde-i mîâdımı Allah için

Sâye-i Sâmî'de şâhım ıyd-ı ekber edelim
Bahş edersen Yûsuf-u şehzâdemi Allah için

Bu vücudum şehri yandı büsbütün oldu harâb
Hâlime rahm eyle gör feryâdımı Allah için

Tevbe kıldım sıdk ile sen şâha bîat eyledim
Olmuşum her bir kusûrun nâdimi Allah için

İşbu benlik berzahında kalmışım hayvân-sıfat
Sırfa irgür bu gönül Bağdâdımı Allah için

Cismimi nakşına verdim resmimi Nakkâş'ına
Pîre verdim "hâ"yı "lâm"ı "sâd"ımı Allah için


Açıklamalar

Âzâd: Kurtulmuş, serbest olan.

Defter-i uşşâk: Aşıklar defteri.

Dîv: Dev, cin.

Dâd: Adalet, doğruluk.

Şeddâd: Yemen'de Ad kavminin hükümdarı. Cenneti taklid ederek İrem Bağı'nı yaptırmış, fakat buradaki köşke giremeden Allah'ın gazabına uğrayarak ölmüştür.

Mesrûr eylemek: Şenlendirmek.

Dil-i nâ-şâd: Şad olmayan gönül.

Nâr ile âb ile hâk: Ateş ile su ile toprak.

Pûte-i aşk: Aşk potası.

Bâd: Hava, rüzgar.

Mâsiva: Allah'dan gayrı herşey.

Hâdim: Hizmet eden.

Mebde-i mîâdımı: Manevi durum ve halimi.

Iyd-ı ekber: Büyük bayram.

Rahm eylemek: Merhamet etmek.

Nâdim: Pişman olma hali.

Sırfa irgürmek: Baştan aşağı gönül şehrini temizlemek.

Bu mısrada teslimiyetini anlatıyor.