"Hû" deyip devrâna geldim bu cihâne çâre ne
Çok zamândır hâdim oldum ben bu hâne çâre ne
Dört anâsırla mürekkeb mâyemiz derttür bizim
Hicr ile döndü elif kaddim kemâne çâre ne
Arayıp "yüz elli" de "yüz üç" makâmın bulmuşam
Anın için düşmüşem âh u figâne çâre ne
"Otuz iki"nin "otuz iki" kapısı vardurur
Otuz iki hâdimi var hâricâne çâre ne
Hem otuz iki hükümdâr her tarafta hükm eder
Hizmeti zordur buların sâdıkâne çâre ne
Olmadı dil şehri aslâ mekr-i tûfândan halâs
Girmedi asla sefînem bahr-i ân’e çâre ne
Bu cihan halkını gördüm cümlesi hizmettedir
Her birini gezdirübdür âb u dâne çâre ne
Gel hakîkatle nazar kıl bu cihânın halkına
Cümlesinin dirliği ceng ü cidaldir çâre ne
"Fakrî fahrî" ihtiyâr et sen sana gel ey gönül
Gel hakkı sen sende bul gitme yabane çâre ne
Gir muhabbet âlemine giy melâmet hırkasın
Halkı koy desin sana olmuş dîvâne çâre ne
Her kazâ çevgânına karşı duran bir ben miyim
İşte geldim ahiri dârül-emâne çâre ne
Ma'şûkun cevri tükenmez hem belâsı âşıkın
Dûd-ı âhım erdi heftü-âsumâne çâre ne
Halk-ı âlem cümlesi mir’âtım olmuştur benim
Seyr ederim her taraftan yane yane çâre ne
Her ne var alâ vü esfel hep sıfâtımdır benim
Ger akıllı ger dîvâne câhilane çâre ne
Bir acâib bahre düştüm âbı yok tufanı çok
Gelmişim ihlas ile sen keştibâne çâre ne
Pîr-i Sâmî gibi şâha eylemişem bîati
Girmişem dergâh-ı pîre âşıkâne çâre ne
Gel yeter ağlatma şâhım bu zaîf bî-çâreni
Ağlamaktan eşk-i çeşmim döndü kane çâre ne
Darb-ı bahrân târîh-i tevellüdüm olmuş benim
Müddet-i ömrüm erişti şimdi câne çâre ne
Salihem senden murâdım "fakrî fahrî" dir benim
Yok huzûr ile yüzüm varam dîvâne çâre ne
Açıklamalar
Ayrılık ile dimdik olan boyum büküldü.
Mekri Tûfân: Tufan hilesi, sel basması.
Girmedi gemim denize çare ne.
Âb u dâne: İbadet eder gibi.
Ceng ü cidal: Savaş, çekişme.
Melâmet: Kınama.
Çevgân: Cirit oyununda kullanılan değnek. Tasavvufta Hz. Allah'ın ezeldeki takdiri.
Ahımın dumanı yedi kat göğe ulaştı. Heft-âsumân: Yedi gök.
Mir’ât: Ayna.
Keştibân: Kaptan.
Eşk-i çeşmim: Gözyaşım.
Ebcet hesabında doğum tarihini veriyor (1846).
Fakrî fahrî: "Fakirliğimle öğünürüm" hadisi.