Dermân idegör derdime ey Hazret-i Sâmî
Çekmeliğe tâkatim de yok işbu elemi
Dil şehrini baştan başa hep aldı harâmî
Ey şîr-i Hudâ eyle kabûl işbu recâmı
Bir bende-i nâçize gedâyem bu arada
Hem la’l ü lebin teşnesiyiz sun bize câmı
Âlemde bu cân derdine dermân seni buldum
Sen sarmayıcak kim saracak işbu yaremi
Sen bizlere mir’ât-ı Hudâsın bu arada
Dil-teşnelerin sende durur vuslatı kâmı
"İllâ"ya geçir koyma bizi menzil-i "lâ" da
Hicrân oduna yakma şâhım eyle keremi
Benlik bizi bend eyledi bir saht-ı kemende
Ko erreyi başıma dağıt işbu yuvamı
Ol Yûsuf-u cânânımı zindânda bırakma
Ten Yakûb'unun ref et gözünden bu gamâmı
Gasbetti sefînem benim emmâre-i nefsim
Ol gamzelerin tîriyle katl et bu gulâmı
Tahtındaki gencîne-i dîvârımı doğrult
Ey Hızr-ı zamânım bu işe eyle devâmı
Gel eyle rehâ şirk-i hafîden ve celîden
Ref eyle gönülden çıkarıp hubb-u sivâmı
Derd ile bela çekmede Eyyûb'u da geçtim
Dermân idegör derdime ey Hazret-i Sâmî
Ten hasta bu cân hasta yürek yaralı Salih
Bilmem ki nedir sevdiğimin bende merâmı
Açıklamalar
Harâmî: Eşkiya, soyguncu.
Şîr-i Hudâ: Allah'ın aslanı.
Bende-i nâçize gedâ: Aciz bir dilenciyim.
Hem la’l ü lebin teşnesiyiz sun bize câmı: Dudaklarının şarabına susamışız, bize kadeh sun.
Mir’ât-ı Hudâ: Hakk'ın aynası.
Dil-teşne: Gönlü susamış.
Saht-ı kemend: Sağlam kement, bağlayıcı ip.
Erre: Bıçkı.
Gamâm: Bulut.
Gasbetti: Zorla aldı.
Gencîne: Hazine.
Şirk-i hafî ve celî: Gizli ve açık şirkten uzaklaşmak.
Hubb-u sivâ: Başka sevgiler, Allah'tan gayrı şeylere duyulan sevgi.