Bir seherde murg-u cânım uyandı
Vahdet illerini seyrân eyledi
Pîrimin renginden renge boyandı
Âlem-i ekvânı cevlân eyledi
Gönülden perde-i hicâb açıldı
İlm-i ledünnîden bezmi içildi
Cümle esmâ birbirinden seçildi
Herbiri bir gûnâ elvân eyledi
Meğer hâb-ı gafletteydim uyandım
Cümle esmâlardan renge boyandım
Bâb-ı müsemmâda kaldım dayandım
Azâlarım âh u figân eyledi
Nice tabîblere dedim el-emân
Gördüm ki anlar da muhtâcdır hemân
Mürüvvet sâhibi ol Ganî Yezdân
Bâb-ı hidâyetten ihsân eyledi
Zümre-i uşşâkın şâh-ı merdânı
Âlem-i ekvânın kutb-u zamânı
Buldum Pîr-i Sâmî gibi sultânı
Cümle derdlerime derman eyledi
A'lâda ednâda yoktur matlabı
Deryâ-yı zât olmuş cümle meşrebi
Vücûdu Hak olmuş "kün"dür maksadı
Her sıfattan zâtın ilân eyledi
Dest-i kudretiyle tuttu elimden
Mâsivâlar ref olundu dilimden
Halâs oldum ayrılıktan ölümden
Katre iken bahr u ummân eyledi
Kuvve-i kudsîden edip imdâdı
Bize haber verdi zâtı sıfâtı
Ol zamân anladık sırr-ı Ahmed'i
"Küntü kenz" esrarın beyân eyledi
Bir anda eyledi irşâd Salih'i
Edip benliğinden âzâd Salih'i
Kılıp râbıtayla mu'tâd Salih'i
Dil şehrin ravza-i cinân eyledi
Açıklamalar
Murg-u cân: Can kuşu.
Âlem-i ekvân: Yaratıklar âlemi, varlıklar âlemi.
Perde-i hicâb: Saklayan perde, örtü.
Bezm: Sarhoş edici.
Gûnâ elvân: Çeşitli renkler.
Hâb-ı gaflet: Gaflet uykusu.
Esmâ: İsimler.
Bâb-ı müsemmâ: İsim sahibinin kapısı.
Zümre-i uşşâk: Âşıklar zümresi.
Şâh-ı merdân: Mertlerin şahı.
Âlem-i ekvân: Varlıklar âlemi.
Yüksek ve alçakta arzusu yoktur.
Dest-i kudret: Kudret eliyle.
Mâsivâ: Allah'tan gayrı olan şeyler.
Ref olundu: Terk edildi, kaldırıldı.
Katre: Damla.
Bahr u ummân: Deniz ve okyanus.
Kuvve-i kudsî: Kutsal kuvvet.
Küntü kenz: “Ben bir gizli hazine idim, bilinmek için mahlûkatı yarattım.” kudsî hadisine işarettir.
Mu'tâd: Alışılmış.
Dil şehri: Gönül şehri.
Ravza-i cinân: Cennet bahçesi.