Pîr-i Sâmî tuttu destim sâki-i sahbâ gibi
Yek nazarda aklım aldı dilber-i rânâ gibi
Varlığım dağını deldi açtı vuslat râhını
Bir nefeste cûşa geldi şehr-i dil deryâ gibi
Gönlümün put-hânesinden hubb-u dünyâ nakşını
Pûte-i aşkında yaktı nârına pervâ gibi
Vahdetin sırrın duyup yağmaya verdim gönlümü
Dost göründü her taraftan aynıma Leylâ gibi
Bu anâsır fülkesini Hızrıma deldireli
Nefret-i dünyâ kazandım cennet-i me'vâ gibi
"Semme vechullâhi" sırrın nûr-u Ahmed'den görüp
Seyr edip vahdet yüzünden kesret-i binâ gibi
Teşne diller âhiri vahdet şarâbından içer
Nûr-u ezherden giyer bir hilat-ı zîbâ gibi
"Lî meallah" dersini aşkın kitabından oku
Gir tecerrüd âlemine Hazret-i Îsâ gibi
Âdemin ilmin dilersen mekteb-i irfâna gel
Hızr ile hemdem olagör Hazret-i Mûsâ gibi
Kuhl-u "Mâzâğa'l-basar"dan çek gözüne tûtîya
Nice bir âmâ gezersin ol put-u tersâ gibi
Hâtemin dîv-i recîmden almak istersen eğer
Kıl celîsin şehr-i dilde sadra Belkîsâ gibi
Gir velîler gönlüne oku ledünnî ilmini
Zâhidin yoktur murâdı zühdü tedrîsâ gibi
Vâridâtın âb-ı zemzem eyle cismin Kûh-i Tûr
Kalbin olsun beytül-ervâh Mescid-i Aksâ gibi
Şöhret-i dünyâyı terk et marifet kenzini bul
Sür çıkar hubbu gönülden ekl ü melbûsâ gibi
Pîrim İskender olup Yecûc seddin bağladı
Görmedim böyle cihân-gîr Sâmî-i Mevlâ gibi
Bâğ-ı vahdet güllerine andelîb ol Salihâ
Bundan artık devlet olmaz aşk ile sevdâ gibi
Açıklamalar
Sâki-i sahbâ: Şarap sunucusu.
Yek nazar: Bir bakış.
Dilber-i rânâ: Gül gibi güzel sevgili.
Vuslat râhı: Kavuşmanın yolu.
Cûşa gelmek: Coşmak.
Şehr-i dil: Gönül şehri.
Hubb-u dünyâ: Dünya sevgisi.
Fülke: Gemi.
"Semme vechullâhi": "Yüzünüzü çevirdiğiniz yerde Allah vardır." (Bakara sûresi 115. ayete işaret).
Kesret-i binâ: Binanın parçaları, çokluk âlemi.
Teşne dil: Susamış gönül.
Nûr-u ezher: Beyaz nur.
Hilat-ı zîbâ: Süslü elbise.
"Lî meallah": "Allah benimledir" anlamındaki ifade.
Tecerrüd: Yalnızlık, dünyadan soyutlanma.
Kuhl-u "Mâzâğa'l-basar": "Göz ne kaydı ne de başka şeye baktı." (Necm sûresi 17. ayete işaret).
Kuhl: Göze çekilen sürme.
Put-u tersâ: Hıristiyan putu, haç.
Hâtem: Yüzük.
Dîv-i recîm: Lanetlenmiş, taşlanmış şeytan.
Celîs: Oturan, sohbet arkadaşı.
Sadr: Taht, başköşe.
Belkîs: Hz. Süleyman zamanında Sebe melikesi olan ve Hz. Süleyman'ın davetiyle iman eden hükümdar.
Zühdü tedrîsâ: Kaba sofuluğu öğretme.
Vâridât: Kalbe gelen ilahî bilgiler, manevi ilhamlar.
Beytül-ervâh: Ruhların evi.
Ekl ü melbûsâ: Yiyecek ve giyecek.
Yecûc Seddi: Yecûc ve Mecûc kavmine karşı Hz. Zülkarneyn tarafından yapılan sed.
Andelîb: Bülbül.