Page 124 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 124
120 Gülden Bülbüllere
Olârın ruhlarının yok karârı
Dolaşırlar zemîni âsumânı
Olar bu âlemi devran ederler
Ararlar derde düşen nâ-tüvânı
Yani mademki bizim tarikatımız Nakşibendî tarikatı, bizim silsilemiz altın zincir
halkasıdır. Peygamber Efendimiz başta olmak üzere, ta ki silsileden gelip geçen
zevatlar, zâtlar, meşayihler ne kadar varsa, bunların ruhları hepsi buraya teşrif
edecekler, gelecekler.
Ama bu zâhirdeki göründükleri cisimleri gibi gelmezler, bunlar manevi cisimleriyle
gelirler. Onlar bir nur, insanın gözünün tahammül edemeyeceği şekilde gelirler. Bunu
ancak kalp gözünü açtığında görürsün. Ama bu gözünü yummazsan kalp gözünü
açamazsın ki.
Görmek de mühim değil, inanmak mühimdir, önemli olan inanmaktır. Sen eğer
gözünü yumdun, gözünü açmadınsa, bu teveccühten bir feyiz aldınsa, bir muhabbet
geldiyse sana o zaman tamam, sen görmedin ama ruhun gördü.
Fakat burada göz açmak yasaktır, göz maddedir. Göz açılıyorsa işte burada tecellî
edecek o nimetlere mani oluyor, onlar kaçıyorlar, onlar gelmiyorlar. Onun için göz
açmak yasaktır.
Hem kendine gadrediyorsun, yasak olan bir şey işliyorsun, sevap kazanayım derken
günah kazanıyorsun. Hem de buraya ıraktan yakından gelmiş bu kadar Müslümanın
nimetine mani olacaksın. Onun için göz açmak yasaktır. Dikkat edin, göz açmayın!
İşte teveccüh usulünce hazırlanırken sizi oturtturdular. Bir kimse “Estağfurullaaaah”
diye nida eder.
O zaman o nidayı duydunuz mu umumiyetle gözlerinizi yumarsınız.
25 defa istiğfar okursunuz. Derslerde, günlük derslerinizin başlangıcında okuduğunuz
gibi.
Yeni ders alanlar var, onlar tövbe namazından sonra dua yerine okumuş olduğu 25
istiğfarı işte burada da okurlar. Usul, kendinizin işiteceğiniz kadar olsun; sesli olmasın.
Ama lisanen kendiniz işiteceğiniz kadar. Şöyle: “Estağfurullaaaah, Estağfurullaaaah,
Estağfurullaaaah” kendiniz işiteceğiniz kadar. Sağınızdaki solunuzdaki işitmesin, onları
şuğullandırmayın, meşgul etmeyin, 25 istiğfarı okursunuz.
Ondan sonra daha sizin yapacak bir şeyiniz yoktur. Ya ne var?
Kalbinizi muhafaza edeceksiniz. Rabıta karşınızda kamçı elinde, kalbinize bir şey
geldiği zaman vuruyor kalbinize. Hemen:
—Niye unuttun, niye bozdun kalbini, diye seni ikaz ediyor.
Kalbinden Allah’ı unutmayacaksın. Bütün kalbine gelen ne gibi sıkıntı, senin borcun
var, onun hastası var, onun alacağı var, onun da vereceği var değil mi, bunlar hepsi

