Page 126 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 126

122                                                          Gülden Bülbüllere

          Bir hasta doktora gittiği zaman doktor onda birkaç tane hastalık görür. Hasta şikâyet
          eder, şuramda şu var, buramda bu var diye. Doktor da bakar ki, birkaç tane hastalık
          var. Ne yapar doktor? Der ki:
          —Bunların hepsini birden  alamayız, burada en zararlısı  şudur. Önce  şunu alalım,
          bundan bir defa seni kurtaralım, ondan sonra da öbürlerini birer birer alalım.
          Demek ki, burada da bizim manevi bir tedavimiz olacak. Bizim kalbimizde en muzır
          olan hangisiyse o alınacak. Nasıl ki, Peygamber Efendimiz’e, Cenabı Hak buyuruyor
          “Habibim biz senin sadrını yardık, kalbini temizledik.” Öyleyse burada da, bak kelamı
          kibarda geçer:
                 Yanında bir bölük melek simalar
                 Yine esti bize bad-ı sabalar

                 Dert ehli derdine alsın devalar
                 Hayat iksirinin Lokmanı geldi
          Meşayih demek, manevi doktordur. Manevi doktor; senin kalbini temizleyen, kalbini
          tedavi eden veya senin ruhuna üstatlık, hocalık yapan, ruha tahsil yaptıran birisidir.
          Evet, bunlar işte teveccühte olurmuş. Yalnız işte ayık olmak lazım. Mesela, bir misal
          verilecek olursa, bir  ağa tarafından  bir topluma bir ihsan edilecek,  herhangi bir  şey
          ikram edilecek. Fakat ağa en evvel bildiriyor:

          —Söyleyin  o cemaate ki, ayık olanlar alır, ayık olmayanlar alamazlar. Ayık olanlara
          vereceğim, ayık olmayanlara vermeyeceğim.
          Evvel bildirildi. O cemaatten orada uyuyanlar  alamazlar tabii, uyumasaydılar da
          alaydılar. Ayık olanlar alırlar.
          Bir misal daha verilecek olursa, Evet  yine bir ağa tarafından insanlara ihsan  oluyor,
          ikram ediliyor. Ama ağa evvelce bildiriyor:
          —Kapları temiz olacak. Kabı temiz olan alır, temiz olmayan alamaz.

          Şeyh efendimiz  rabıtamız karşımızda, Allah kalbinizde.  Gönlünüze gelen  bütün
          şuğulları, düşünceleri atın, yine Allah’ı alın gönlünüze, Allah’ı hatırlayın kalbinizle ta ki
          teveccühün sonuna kadar. Göz açmak yasaktır.
          Ondan sonra, arada üç defa daha “Estağfurullah” nida olunur.  Onu bu günahkâr
          yapacak, o bize ait.
          Başlangıçta gözler açıkken bir kişi “Estağfurullah” dedi, yani teveccühün başlangıcı,
          yumarsınız gözlerinizi. Sonradan ilan edilen üç defa istiğfarı duydunuz, siz
          okumazsınız. Daha yapacağınız bir  şey yok, teveccühün sonuna kadar kalbinizi
          muhafaza edeceksiniz.

          Gözlerinizi açmayın. Allah diye bağıran varsa, bak bağırdı, teveccühte yine bağıracak,
          hıçkıra hıçkıra ağlayacak, çırpınacak kendini yerlere vuracak. Bunlara kati surette
   121   122   123   124   125   126   127   128   129   130   131