Page 128 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 128

124                                                          Gülden Bülbüllere

          O zaman sen bir velîyi, Evliyâullahı tanırsan, eğer onu kendine örnek edersen, o senin
          delilindir, onun izinden gidersen sen kurtuldun. O ne işliyorsa haktır, hak olduğunu
          kabul edeceksin.
          Ama muhakkak ki o bid’at işlese bile onun işlediği bid’atı hasenedir, bid’atı seyyie
          değil.
          Bid’atı hasene var, bid’atı seyyie var.

          Bid’atı hasene; hayra giden sevaba yönelen ama bid’atı seyyie ise şerre, günaha giden
          bir şeydir. Bunu biz bilemediğimiz için, bu ilhamidir; ancak Allah bunu bildirir.

          Çünkü niçin? Bak Cenabı  Hak bir kudsi hadiste  ne  buyuruyor? “Herkes  bildiğinin
          âlimidir, herkes bildiğiyle amel ederse, bilmediklerini biz Azimüşşan ona öğretiriz.”
                                                                                  14
          buyuruyor. Onun için burada, âlimler de şimdi ilmiyle amel edemiyorlar, bildiklerini
          tatbik edemiyorlar.

          Evet, işte sadatlarımız, pirlerimiz isimleri anıldığı zaman buraya teşrif ederler. Onlar
          birer hediyeyle gelirler, boş gelmezler. Zâhirde maddi bir şey yok ki, hediyesi şudur,
          buna benzer, şuna benzer denilsin. Onları almak için teveccühün sonuna kadar ayık
          olmak lazım.

          Teveccüh de şöyle: Namazı vardır iki rekât, kılınır. Ondan sonra duaları vardır gizli,
          aşikâr okunur. Ondan sonra kalkılır, bu safların arasında gezilir; kelamı kibar okunur,
          sırtlarınıza el vurulur.  İşte o zaman  bu safların arasında gezecek  ve kelamı kibar
          okuyacak, sırtınıza el vuracak bu günahkâr değildir. Ancak bizim de bir mürebbimiz
          var,
                 Özün bir pîre teslim et müdavim ol kapısında

                 Meşayihten murat şahım mürebbi kâmil olmaktır
          Ondan sonra bir de şöyle bir şey var:
                 Kibrit-i ahmerdir şeyhin nefesi
                 Yakar dil şehrinde bırakmaz pası

                 Beraberdir Pîr-i Tâğî Mevlâsı
                 Daim cezb ederler me’vaya bizi
          Şimdi burada Mevlâ, efendim manasınadır.

                 Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı
          Bizim neyimiz var?
          Bize emretmişler, biz emir kuluyuz. Nimet sizin. Nimet Allah’ın; kul da Allah’ın.

          Ama yalnız nimet Allah’ın, kul Allah’ınsa kul kulluğunu bilsin ki, Allah da nimetini ona
          ihsan etsin. Kul kulluğunu bilmezse Allah nimetini ona ihsan eder mi? Etmez.



          14  Camiül-ûlüm vel Hikem C.1 S.342
   123   124   125   126   127   128   129   130   131   132   133