Page 136 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 136

132                                                          Gülden Bülbüllere

          Yani “Pir-i Tâğî Mevlâsı”. Her ne kadar oraya söylemişse; burada da bu cemaat buraya
          gelmişse, eğer bu günahkarın başına gelmişse, bu günahkarı dilemiş gelmişse, onun da
          bir Mevlâsı var. Kim?
          “Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı, Daim cezb ederler buraya bizi” değil mi?
          Bak vasıta var. Vasıta olmasaydı gelemezdik buraya.

          Her ne kadar Allah için sevdik birbirimizi, Allah için geldik, Allah için konuşacağız.
          Burada bir amel işleyeceğiz, ama arada bir vasıta var.

          O olmasaydı, birbirimizi tanımazdık. Şimdi burada her memleketten insan var. Bunlar
          nasıl gelecekti buraya? Bunları hiçbir kuvvet bir araya toplayamazdı, getiremezdi.
          Onun için bu ameli bilmeyenlerin, her ne kadar  şeriatı var, tarikatı yok; onların da
          gözleri kör, dilleri lal, kulakları sağır.
          Zaten tarikat, şeriattır. Şeriat mürşittir, şeriat tarikattır. Tarikat, şeriat ayrı değil ki.

                 Şeriat, tarikat yoldur varana
                 Hakikat marifet andan içeru
          Cenabı Hak  şeriatı, tarikatı, hakikati, marifeti  insanlara bahşetmiş. Ama  şeriattan
          başlıyor. Şeriat, tarikat, hakikat, marifet.
          Şeriat cesetle,  cisimle, cesede  emredilmiş. Bak!  İnsanlar ölüp  gidiyorlar, kabre
          gidiyorlar. Onlarda daha şeriat var mı? Onlarda zekat, say, hayır, şer,  var mı? Yoktur.
          Onlar yok mu oldular? Hayır.
          Cesetleri yok oldu, ruhları var, orada yaşıyor. Onun için şeriat cesede emredilmiştir.

          Tarikat da ruh iledir,  hakikat da.  Zaten, insan ruhuyla hakikate ulaşıyor. Demek  ki
          tarikat olmasa, insan hakikate ulaşamıyor.
          Şeriat cesetle, tarikat ruh ile, ruh hakikate ulaşıyorsa… Hakikate nasıl ulaşıyor?

          Tarikatla.
                 Bil şerîat emr ü nehyi bilmek imiş ey gönül
                 Hem tarîkat râh-ı Hakk'a gelmek imiş ey gönül
          Râh-ı Hakk'a, Allah yoluna girmekmiş tarikat.

                 Marifet Hak ile meşgul olmak imiş ey gönül
          İnsan hakikatsiz de marifete ulaşamıyor. Hakikatten de marifete geçiliyor. Yani demek
          ki:
          Şeriattan seçiliyor, tarikata,
          Tarikattan seçiliyor, hakikate,

          Hakikate ulaşanlar seçiliyor, marifete geçiyor.
          İnsanlar Marifetullah'a geçiyorlar.
   131   132   133   134   135   136   137   138   139   140   141