Page 240 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 240

236                                                          Gülden Bülbüllere

          Bâlâ ne? Yükseleceksin. Bir de bak, bu kelam var:
                 Cânım fedâ olsun Resûlullâh'a
                 Bizi kabûl etti âlî dergâha

                 Emr eyledi şeyhim Muhammed Şâh'a
                 Çıkardı zulmetten bedrâya bizi
          Burada zulmetten mana bu dünyadır, zulmetten mana senin bu süfli cesedindir. Eğer
          sen anasırı zıddiyetini değişmezsen zulmetten kurtulmuş değilsin. Onun için bir kelam
          daha var:

                 Bu berzah âlemin geç, gör neler var
          Ne kadar açık söylüyor.
                 Bu berzah âlemin geç, gör neler var

          Berzah: karanlık.
                 Bu berzah âlemin geç gör neler var
                 Eriş nûra ki sende kalmaya nâr

                 Olasın âlem-i rûhtan haberdâr
          Âlem-i ruhtan haberdar kim oluyormuş?
          Berzah, sen karanlıktasın, eğer sen karanlıktan çıkmazsan neyi göreceksin?
          Çık aydınlığa ki ne olduğunu göresin.

          İnsan  evvela terk-i dünya olacak.  Peygamber  Efendimiz: “Dünya müminin
          zindanıdır.”  buyurmuyor  mu? Öyleyse zindan sevilmez. Zindan sevilir mi? Zindan
                   26
          karanlıktır. Karanlık insanı sıkar, azap verir, sıkıntı verir.
          Öyleyse en evvel dünyadan geçmek lazım. Sadece zindan bu dünya değildir. Senin bu
          cesedin var ya eğer o cesedin anasırı zıddiyetini değiştirmezsen billur olmaz. O kara bir
          kulübedir, kara bir perdedir. Perde dışarıyı göstermez, göremezsin. Orada  ışık
          göremiyorsun, canın sıkılıyor.  Ama o perde billur olursa, o  kulübede  her tarafı
          seyredersin.
          Yunus Aleyhissselam balığın karnında Cenabı Hakk’a “La ilahe illa ente sübhaneke
          inni küntü minezzalimin.”  diyerek bu zikri yapmış. Yunus Aleyhisselam için o balığın
                                27
          karnı sonradan cam olmuş, billur olmuş, denizi seyretmiş. Bak, kelamı kibarda geçiyor;
                 Mekânım batn-ı hût oldu memâtım lâ-yemût oldu
                 Muhâfız ankebût oldu ben oldum gâr-ı dervîşân






          26  Müslim 2959, İbni Mace 4113
          27  Enbiya 21:87
   235   236   237   238   239   240   241   242   243   244   245