Page 242 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 242

238                                                          Gülden Bülbüllere

          Bu da Cenabı Hak “Fe emmel yetime fela tekhar,  ve emmes sâile fela tenhar.”
                                                                                  28
          buyuruyor. Öyleyse biz Allah’ın sâili olalım, Allah’ın kapısında dilenelim. Cenabı Hak
          ki “Sâillere ihsanda bulunun.” buyuruyorsa kendi sâiline ihsan etmez mi canım? Eder,
          ama biz Allah’ın sâili olduğumuzu bilelim, Allah’ın kapısı olduğunu bilelim; Allah’ın
          kapısında dilenelim, isteyelim ki Allah da versin.  Tamam, efendiler  şimdi demek ki
          anlaşıldı inşallah.

          Teveccühe işte başlamadan evvel usulünce oturtturacaklar, “Estağfurullaaah” diye bir
          nida olacak.  Bu nidayı duyunca gözlerinizi yumacaksınız. Teveccühün sonuna kadar
          gözlerinizi açmazsınız. Beş dakika veya on dakika sonra üç defa “Estağfurullah” daha
          duyacaksınız. Onu siz okumayın, tamam.
          Teveccüh başlarken gözleriniz açıkken söylenen “Estağfurullah” amel başlıyor
          demektir ve  gözler yumuluyor. Parmaklarınızla hesabını yaparak 25 defa istiğfar
          okursunuz. Beş dakika veya on dakika arası sonra yine üç defa Estağfurullah nida olur.
          Onu okumayın siz. O bize ait. Biz de 25 istiğfarın üçünü aşikâr, 22’sini gizli okuyoruz.
          Namazı var  kılıyoruz, gizli aşikâr duaları var, okuyoruz. Ondan  sonra teveccühe
          başlıyoruz. Yalnız bu günahkarın teveccühü sanmayın, biz bir aletiz. Evet, niçin? Bak!
          Kelamı kibar öyle:
                 Kibrît-i ahmerdir şeyhin nefesi

                 Yakar dil şehrinde bırakmaz pası
                 Berâberdir Pîr-i Tâgî Mevlâsı
          Biz de deriz ki:
                 Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı

                 Dâim cezb ederler me'vâya bizi
          Toplarlar bir araya. Sonra bir kelam vardır ki:

                 Gâhî şecerden söyler ol gâhî hacerden söyler ol
                 Gâhî beşerden söyler ol bir mantık-ı bürhânıdır
          Ne diyor burada?
          Ağacı konuşturan Allah, taşı konuşturan Allah, ümmi olan bilgisi olmayan insanı da
          konuşturur.
          Niye bunu böyle buyurmuş? Şecer ne? Hazreti Musa’nın asası.
          Hacer ne? Hazreti  İsa’nın taşı. Bir taş Hazreti  İsa ile konuşurmuş ve hizmet de
          görürmüş. Kur’anla bildirilen taştan mana ölüdür, taş cansız ya. Cenabı Hak ölü insanı
          diriltmiş. Hz. İsa ölüleri diriltmiş.
                 Gâhî şecerden söyler ol…
          Şecer ağaçtır.



          28  Duha 93: 9-10
   237   238   239   240   241   242   243   244   245   246   247