Page 238 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 238
234 Gülden Bülbüllere
73 bin evrat çeken var ya, neticede o da cezbeyi yakalayınca onun dersini 5 bine
indiriyoruz.
Letâif 25 binden başlar (altı, on iki, yirmi dört, yirmi beş). 25 bin böyle yüksele yüksele,
5 Letâiften başlar, 12 Letâife kadar yükselir. Ki 12 leatif çeken 73 bin ders çeker. Ama
burada Letâifin bir de yarım saat rabıtası var. Bizim kalbî 5 bin zikirde 5 dakika rabıta
yapılıyor. 15 dakika yapmış olduğu kalbî zikrin 5 dakika rabıtası var. Bu 3 dakika ile 5
dakika arasıdır. Ama Letâifin rabıtası yarım saattir.
Ama bu zikri yapan bir insanda eğer kalp âlemi açılıyorsa, sultani zikir meydana
geliyorsa o zaman ne yapıyorlar? Onun 73 bin dersini yine 5 bine indiriyorlar. Çünkü
bizim için 5 bin ana temeldir.
Evet, saatimiz ne oldu? Ben yorulmadım, usanmadım. Sohbet zuhurattır.
Hani hastalığım da şekerim de var ama sohbette canlanıyorum, cesaretleniyorum,
güçleniyorum. Bunların çok farkına varmış tecrübesini yapmışım. Hâşâ Allah’a
sığınırım; varlığından, benliğinden. Gerçi bunda benim bir kârım yok. Hepinizin vebali
benim boynuma olsun ki benim burada bir kârım, kesbim yok, kemalim yoktur.
Ama burada çok denemişim; Ankara’da şekerim yükselmiştir, “Komaya girecek midir,
nedir?” Dediler, giriyordum da zaten. “Sen hastaneye yatacaksın.” dediler, ben yine
dedim ki, “Maraş’a gideceğim. Orası kaldı sadece, orayı bırakmam, Maraş’a gideceğim
orada da amelimi işleyeceğim”. Gittik Maraş’a, beş akşam kaldık orada. Elbistan diye
büyük bir kazası vardır. Orada da çok ihvan var. Beş gün sohbetimizi de hatmemizi de
yaptık, daha da canlandım, daha da dirildim, daha da cesaretlendim. Ne komaya
girdim, ne de bir şey.
Evet, demek ki bunlar, amenna ve saddakna, şüphe yok ki ihvanların muhabbetidir.
Niye olmasın? Zaten ben Allah’tan, Allah Âlim, Kâdir biliyor, şahidim Allah olsun,
zaten ben ömrü ihvanlar için istiyorum. Zaten ben sıhhati ihvanlar… O olmasa
bıkmışım, dünyadan usanmışım.
Peki, ne kadar günahkâr olursak olalım, ne kadar kusurumuz olursa olsun… Çünkü
niçin? Kendimde kaldıkça bir zarara uğradığımı, günahkâr olduğumu, günah
kazandığımı, vebal kazandığımı ....
Bunun için size yalvarıyorum. Zararın neresinden dönersen kârı orasındadır. Ama
İslam’da şu var ki: Kendi kârın uğruna karşındakinin zararını istemeyeceksin. Evet,
bunda benim zararım oluyorsa ihvanların kârı var. Onların kârı olsun da benim
zararım olsun. Çünkü onların kârı benim zararımı örter. Kanaatim bu, inancım bu.
İster inanın, ister inanmayın.
Evet, efendiler işte abdest durumu var. Bu cemaat sabahtan almıştır abdestini, saat on
bire gelmiş. Tamam, şimdi teveccühü tarif edelim.
Şimdi demek ki teveccühte ne lazım efendiler?
Kalb-i selim lazım. Bu teveccühün başlangıcından sonuna kadar bir saat sürer.
Tahminim bir saat beş dakika, on dakika olur. Zaten şimdi başlarız tarif edelim.
Başlangıcından sonuna kadar gözlerinizi açmayın, gözlerinizi yumun. Bir de kalbî
cihadınızı yapın. Gönlünüze gelen bütün düşünceleri atın, yine gönlünüzü Allah ile

