Page 241 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 241

Teveccüh Sohbetleri                                                    237

          Batn-ı hût; burada batn karın demek, hût da balık; balığın karnı mekânım oldu diyor.
          Ama  Yunus Aleyhisselam zikretmiş balığın karnı cam olmuş, billur olmuş etrafı
          seyretmiş.
          Ama bizim için burada batn-ı hût nedir?
          Bizim nefsimizi, ruhumuzu nefs-i emmare yutmuş. Bu nefs-i emmareden eğer insan
          kurtulmazsa, nasıl olur?
                 Gevher-i nefsimi yutmuş bir amansız ejderhâ

                 Bî-basar mârın elinden şeb-çerâğ almak da güç
          Evet,  bir müridin ruhunu  Evliyâullah Nefs-i emmareden kurtarır. Bir taraftan onun
          nefsini  terbiye eder; bir taraftan da ruhunu besler, büyütür, ta ki ruhu güçlendirir.
          Nefsin karşısında ruh güçlenince o zaman karşılık verir, o zaman inkılâp yapar. Bak!
          kelamı kibar şöyle:
                 Kapıdan eksik etmezler kilâbı
                 Kilâbsız kalbin olmaz inkılâbı
          Bak, kilâbsız kalbin olmaz inkılâbı, diyor. Demek ki kalp de bir inkılâp yapıyormuş.

          Bu inkılâbı neyle yapıyor?
          Bu inkılâbı ne zaman ki 79 ahlakı hamidenin  çoğunluğunu elde ediyorsa  o zaman
          inkılâp yapabiliyor. Ama o 79 ahlakı hamidenin çoğunluğunu elde etmek için şeriatını,
          tarikatını yaşayacak. Sa’yı olacak, bunu yaşayacak. Bu ahlaklar birer birer, teker teker
          değişiyor. Ne zaman ki 79 tane ahlakı zemimenin 40’ı ahlakı hamidiye çevrilirse ahlakı
          zemîme 39’a  düştü, eksildi. O zaman inkılâp yapıyor, nefsi alaşağı ediyor, tahta ruh
          geçiyor, makama ruh geçiyor. Ruh ise adildir, ruh ise merhametlidir. Evet,  bunlar
          tarikatın nimetleridir. İşte;

                 Seni hayvân iken insân eder şeyh
                 Gönüller şehrine mihmân eder şeyh
                 İçirip bir kadeh aşkın meyinden

                 Gedâ iken seni sultân eder şeyh
          Bak bir de buyuruyor ki:
                 Olursun “men aref” sırrından âgâh
                 Seni katre iken ummân eder şeyh

                 Haber verir hakîkat illerinden
                 Sana çok tuhfeler ihsân eder şeyh
          İşte burada bu hediyeler vardır, manevi hediyeler vardır. Ama biz de layık olalım,
          istemesini bilelim, isteyebilelim, alabilelim.  İsteyemezsek, istemesini bilmezsek
          alamayız.
   236   237   238   239   240   241   242   243   244   245   246