Page 276 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 276

274                                                          Gülden Bülbüllere

          nihandır’, buyuruyor. İşte nihan, yani bu âlemlerde olan sırlar nihan gizliyse, o zaman
          aşikâr olur.

          Bir de insanlarda  havf âlemi var. Ama  biz  havfın ismini söylüyoruz. Her  ne kadar
          Cenabı  Hak “Muttaki olun,  en çok muttaki  olanınız en çok Allah’tan  korkanınız.”,
          buyuruyor. Ama bu havf muttakide olamaz. Allah’ın buyurmuş olduğu havf muttakide
          olamaz. Çünkü bak: “Ela inne Evliyâallahi la havfun aleyhim velahum yehzanun.”
                                                                                  14
          buyuruyor. Bak, bu muttakide değildir, Cenabı Hak bu havfı velîler için buyurmuştur.
          Ama biz bu havfı nasıl anlayacağız? Zannediyoruz ki biz Allah’tan korkuyoruz. Evet,
          “Bütün hikmetlerin başı Allah korkusudur.” 15 . Ama burada ölçü var mı? Yok. Ama biz
          niye Allah’tan korkuyoruz? Allah’ın gazabından korkuyoruz, günah işleriz, isyan ederiz,
          aşağı düşeriz veyahut da Allah bize hastalık verir, yokluk verir, fakirlik verir, bir kaza
          verir, bir bela verir, bunlar değil.  Evliyâullah’ın korkusu bunlar değil.

          Onun için insanlar da bir havf âlemi var. Böyle bir insan işte muttaki oluyor, en çok
          Allah’tan korkan o oluyor, en çok Allah’a yaklaşan da o olmuştur.

          Evet, bir de ondan sonra ahfa âlemi var ki ahfa âlemine ulaşanda nasıl ki mesela bir
          milyon kişinin önüne geçmiştir. Bugün Beytullah’ta  ne oluyor? Bin kişinin önüne
          geçmiş imamlık yapıyor, bir milyon kişinin önüne geçmiş imamlık yapıyor.
          Ahfa âleminde olunca mihraba geçmiştir. Yani onun vücudu bir mihrap şeklini almıştır
          ki o mihraptadır. Bütün  insanlar içinde bu  şeylerden geçenlerin, kalp âlemine
          ulaşanların, ruh âlemine ulaşanların, sır âlemine ulaşanların, havf âlemine ulaşanların
          hepsinin önüne geçmiştir.
          Bir de kalp gözünün makamı vardır.
          Bak, insanlarda bu kutsal makamlar açılmazsa neye benzer? Bakın Cenabı Hak ayet-i
          kerimede buyuruyor, “Senürihim âyâtina fil âfaki vefi enfüsihim innehu ala külli şey’in
          şehîd” . Bu ayeti kerimede Cenabı Hak, insanlardaki kalbin büyüklüğünü ifade ediyor,
               16
          kalbin büyüklüğünü emrediyor. Ama kalp açılırsa, açılmazsa büyüklerimiz misalini de
          şöyle veriyorlar.

          Ulu bir ağacın çekirdeğini düşünelim, mesela bir incir ağacı. İncirin içinde binden fazla
          çekirdeği var. O kadar ufak çekirdeği var. O en ufak bir çekirdeğin içinde  o incir
          ağacının kökü, gövdesi, yaprakları, meyvesi, dalı her şeyi onun içerisinde mevcut. Ama
          o çekirdek patlarsa,  büyürse, meydana  çıkaracak. Patlamazsa ne olacak? Çürüyüp
          gidecek.
          İşte insanın kıymeti budur, insanın büyüklüğü budur, insanın güzelliği budur.  Ne
          zaman ki onun da kalbi açılırsa olur.
          Ama sen kalbini açamazsın. Eğer sen kalbini açabilseydin, Cenabı Hak “Sadık olun.”
          buyurmuyor; ama Cenabı Hak “Sadıklarla olun.” buyuruyor. Burada iki mana var, bir
          manası, zâhir meşayihe bağlan. Bütün mürşidi olmayanlar sadıklarla olabilir mi?



          14  Yunus 10:62
          15  Taberani, El-Münavi, Fevzü’l Kadir-3:574
          16  Fussilet 41:53
   271   272   273   274   275   276   277   278   279   280   281