Page 275 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 275
Teveccüh Sohbetleri 273
Ancak tarikata girersin, hizmet görürsün, en evvel senin kalbini açarlar.
Bak bu insandaki sır ne? Bu insanda altı letâif makamı var. Bütün ulema biliyorlar.
Biliyorlar ama ismini söylüyorlar, özünden haberleri yok. Özünden haberi olanı yok
mu? Olanı vardır. Ama söyler anlatamaz.
Hani ben desem ki; ‘Benim kalbim, ben dünyalardan büyüğüm.’ buna şimdi kim inanır,
kim inanacak? Hâşâ! Ben misal veriyorum, kendimi değil hâşâ!
Her kim ki dese ben dünyalardan büyüğüm, diyenleri de tenkit etmişler, inanmamışlar.
Ama buna inananlar hakikati bulmuşlar. İnanmayanlar da mecazda kalmışlar.
Onun için burada mecaz ne? Mecaz insanın bu varlığı.
Hakikat ne? İnsanın manevi varlığıdır, insanın ruhudur.
Mecaz bu cesedidir, hakikat da insanın ruhudur.
Ama ben dünyalardan büyüğüm, diyen bir kimse nasıl dünyadan büyük olmuş? Eğer
zaten ben dünyalardan büyüğüm, diyenler var ya eğer bunlar bir halde gayri ihtiyari
söylerlerse mesul olmazlar. Ama kendi iradeleri ile söylerlerse bu yasaktır.
Zaten ben böyleyim, diyen olamaz, olmamıştır. Demeyen, ben böyle değilim, diyen
olmuştur. Çünkü ben böyleyim, diyende bir varlık var. Ben böyle değilim, diyende bir
tevazu var. Hâlbuki insanı yükselten tevazudur. Cenabı Hak buyuruyor ki: “Her kim ki
Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz. Her kim ki tekebbür sahibi olursa onu da hakir,
yoksul ederiz.” 13 .
Evet, amenna. Bir insan hakikate ulaşırsa, dünyadan büyüktür. Niçin büyük olmasın?
İnsanlarda kutsal makamlar var, letâif makamları var. Ama bu letâif makamları
insanlarda nerelerde?
En evvel kalp âlemi var. İnsanın kalp âlemi açılırsa dünyalardan büyüktür.
Ondan sonra insanlarda ruh âlemi var. Ruh âlemi açılırsa o zaman ruhundan haberdar
olur. Ruhundan haberdar olursa orasını söyleyemiyorum. Çünkü orasını söyleyenler
asılmış, kesilmiş. Gerçi şimdi şeriat yoktur asmazlar, kesmezler ama işte o zaman
Mansur ne demiş? Ruh âleminde “Ene’l Hak, Ben Allah’ım.” demiş.
Anlaşıldı mı? Çünkü ruh Allah’tan gelmiştir. Allah’a ulaşınca işte Mevlânâ’nın “Sen
O’sun, O da sen.” demesi buradadır.
Sen de ruh âlemine ulaştınsa sen O’sun, O da sen.
“Aynı da değil, gayrı da değil ol buna agâh.” bu kelam da bunu ifade eder.
Zâhirde cesede gelince aynı değilsin, ama ruha gelince gayrı değilsin.
Bak, bu da ruh âlemidir.
Peki ya sır âlemi var. Sır âlemi açılınca, nasıl kendi sırrına vakıf olunca bütün âlemlerin
sırrına vakıf oluyor. Bütün âlemlerin sırrına vakıf eden Allah. ‘Bilinmez âlemin sırrı
13 Hikmet Goncaları Trc. (500 Hadis Şerif) 397

