Page 280 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 280
278 Gülden Bülbüllere
Mesele yoktur, nasıl ki hani bugün askeriyeyi misal verecek olursak; zaten bizim
tarikatımız askeriyedir. Kıyafeti de askeriye, eğitimi de askeriye, talimi terbiyesi de
askeriye, görevi de askeriye, rütbesi de askeriyedir.
Askeriye ise işte erden mareşale kadar rütbeleri düşünün. Her tarikata giren bir erdir.
Resmi bir kıyafet, manevi bir resmi kıyafet taşıyor. Onu muhafaza edecek. Onu
muhafaza etmezse eğer terakki edemez. Terfi edemez. Evet, hem de askeriyede bir
disiplin var. Askeri kıyafetine, askeri disiplinine, askeri görevine riayet etmiyorsa ne
yapıyorlar? Ona ceza veriyorlar.
Evet, işte ne zaman ki bir insan bu dört şartı elde ederse, o zaman hakikate geçer.
Ama tarikata girenlerin hepsi bulmaz. Şimdi mesela burada binlerce cemaat var. Daha
fazla cemaat toplandı buraya, iki bin, belki iki binin üzerinde olabilir. Ama bunların
içerisinde hepsi bir midir? Bunların hepsi tarikata inanmış gelmişler ama bu şartları
hepsi yaşıyorlar mı? Yaşayan var mıdır? Vardır. Hepsi yaşıyor mu? Hayır, mümkün
değil, hepsi yaşayamaz. Ama yaşanacak beyim, yaşanacak.
Tarikatın dört şartı olmazsa, insan tarikattan hakikate geçemiyor.
Ama bu defada şeriatın bu dört şartı olmazsa da tarikata geçmiş değildir. Tarikatı
yaşamış değildir. Hani meşayihten ders almış ama şeriatta eksikliği var, o tarikata
geçmemiştir, girmemiştir. Şeriatta eksikliği olan tarikata giremiyor.
Kâbiliyyet bizde olmazsa meşâyih neylesin
İster ise mürşidi olsun Muhammed Hazreti
Kabiliyet kab manasınadır.
Kab ise bizim kalbimizdir.
Senin kalbine mürşit tarafından, meşayih tarafından verilen bir sevgi var ya onu
muhafaza etmen şart. Onu muhafaza edeceksin. Onu neyle muhafaza edeceksin?
Onu ahlakınla muhafaza edeceksin. Onu sözlerinle, kıyafetinle, yaşantınla muhafaza
edeceksin. Bunlar şart olacak.
Evet, efendiler dört şah işte tarikatta; muhabbet, ihlâs, adab, teslim.
Muhabbet, meşayihe olan sevgin. Bu meşayih sevgisi bak, sizi buraya getirdi değil mi?
Hani bu da;
Kibrît-i ahmerdir şeyhin nefesi
Yakar dil şehrinde bırakmaz pası
Dil şehri ne? Senin, benim kalbim yahu! Kalbimiz.
Bu pas ne? Kalbimizdeki masiva.
Herkesin bir işi var, düşüncesi var. Eğer iş peşinde olsaydın buraya gelmezdin. Bak,
her düşünceyi, her işini bıraktın, geldin buraya, değil mi? İşte bu senin kalbinde
silinmiş bir pas değil mi? Ama bunu ne silmiş?
Bu tarikatın, mürşidin, meşayihin muhabbeti, bak, seni buraya getirmiş.

