Page 418 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 418
Teveccüh Sohbetleri 417
Ruh nerede? Sağ memenin dört parmak aşağısında.
Sır nerede? Sol memenin dört parmak yukarısında.
Hafî nerede? Havf makamı nerede? Bak, onun için Cenabı Hak “Elâ inne evliyaallahu
lâ havfün aleyhim velâhüm yahzenun.” 21 , buyuruyor. Bu ayet-i kerime, onların
hakkında nazil olmuş. Canım bunlar velîler, bunlar halktan seçilmişler, ilimleri ile
amelleri ile efendim her yönü ile seçilmişler. Seçilmişler deyince Allah’a yakın gitmişler,
Allah’a vasıl olmuşlar, olmasa velî olamazlar.
Niye bunlarda bu havf var ki? Neden bunlarda bu havf oluyor ki? Havf makamı
açılmış onun için. Onlarda o zaman demek ki yüz bin tane müridin havfi bir gelse bir
Evliyaullah’ın havfiyle beraber olamaz. Ama bu havf ne onlarda? Müritlerin havfi,
senin benim havfimi çekiyorlar. O havf kendilerinin değil, bütün müritlerinin havfidir.
Onun için bizim tarikatımız askeriyedir. Hani bir yüzbaşı bölüğünden sorumlu, mesul.
Bir binbaşı taburundan mesul. Bir tümen komutanı tümeninden mesul. Kolordu
komutanı böyle yükseldikçe rütbesi onun maiyeti çoğalıyor. Büyüyünce hepsinden
sorumlu olmuyor mu?
Evet, şimdi burada dört şahtan murat tarikatta da muhabbet, ihlâs, adap, teslim.
Muhabbet: meşayihe olan sevgi
İhlâs: meşayihi büyük görmek
Adap: Meşayihin zâhirini bâtınını bir bilmek. Meşayih ne kadar ırakta olursa olsun onu
ırakta görme. Ben onu göremiyorum, o beni görüyor, tamam üç. Dördüncü de
Teslimiyet: Meşayihe teslim olmak, şudur ki evet İbrahim Aleyhisselam:
—Beni rabbim yedirir, rabbim yatırır, rabbim içirir, rabbim konuşturur, rabbim
yürütür.
Allah’a öyle bir teslim olmuş. Allah onu ateşte yakmamış. Burada o peygamber,
peygamberlerle Allah’ın arasında zâhirde bir melek var.
Ama bizim zâhirde bir şeyimiz; bizim meleğimiz, vahiy edenimiz yok. Ama bize de bir
vasıta lazım. Onu elde etmek için bir defa teslim olmak lazım.
Teslimiyet şuymuş: Mürit bir cenaze, hocaya nasıl teslim oluyorsa, hoca efendi
cenazeyi gasil ettiği, yıkadığı zaman, o cenazede hiç hareket yok. Sağa çeviriyor, sola
çeviriyor, sıcak döküyor, soğuk döküyor, hiç ses çıkarıyor mu? Çıkarmıyor. İşte öyle
teslim olması lazım. Veyahut da bir alet, kendisi bir alet, aleti kim çalıştırıyor? Cansız
bir alet, alette çok maharetler, hünerler var. Ama hüner o aleti yapanda, hüner o aleti
çalıştıranda, aleti çalıştıran olmazsa kendisi bir şey yapamaz.
21 Yunus 10:62

