Page 413 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 413
412 Gülden Bülbüllere
bakmışlar bu sefer manevi gücünden kahrından korkmuşlar, bedduasından
korkmuşlar. Demiş ki:
—Gidin babam. Ben Belh padişahı iken insanlara emrediyordum, sözüm geçiyordu.
Ama şimdi Allah beni maneviyat padişahı etti. Bak, balıklara da benim sözüm geçiyor.
Onun için burada da evet kalbî cihadımızı yapacağız, bu Allah’ın emridir. Bu cihattır,
büyük cihattır, cihad-ı ekber kalbî cihattır.
Burada da kalbi selim olmak gerekiyor. Evet, biz gelene karşı duramıyoruz, gelecek,
geliyor avamız çünkü. Ne zaman ki havas sınıfına geçersek, daha onların gönlüne
Allah’tan başka bir şey gelmez. İşte onların gönülleri beyt-i Celîl demek onların
gönüllerine Allah’tan başka bir şey gelmez. Ama canım onların yemeleri de var,
içmeleri de var; oturmaları da var, almaları, vermeleri var. Ama Cenabı Hak bak, ayette
buyuruyor, “Ricalün la tülhihim ticaretün ve la bey’un ân zikrillah” 16 , “Benim öyle
kullarım var ki onların ticaretleri zikirlerine mani olmaz. Yerler beni zikrederler, içerler
zikrederler, alırlar, verirler, yatarlar, kalkarlar, gezerler beni zikrederler. Onlar zâhirde
ne kadar meşgul olursa olsunlar onlar beni unutmazlar, kalplerinden çıkmazım, kalpten
beni unutmazlar.”
İşte burada demek ki işte Evliyâullah’ın iki ciheti vardır. Zâhiri var, bâtını var.
Zâhiri halk, halk ile bu cesedi; bâtını Hak, Hak ile o da ruhu.
Allah’tan gelen ruhu Allah’a kavuşturmuş ki bu işte kemal demektir. Yetişmek demek
bu demek, ulaşmak demek bu demek.
Evet, işte burada, bize düşen ne? Bize düşeni işleyeceğiz. Bizim görevimiz kalp cihadı
yapacağız. Allah’ın emri olan kalbî cihadı yapacağız, geleni atacağız, geleni atacağız,
geleni atacağız. Bu da bizim için bir amel oluyor.
Evet, şimdi bu teveccühte de böyle bir sa’yımız olacak. Teveccüh’ün oturma usulü var,
oturtturacaklar. Oturduktan sonra teveccüh başlarken bir “Estağfurullah” nidası
olacak.
Kalp büyüyor, kalp büyüdükçe aşk da çoğalıyor.
Aşk; Allah sevgisi daha çok geliyor. Mürit vardır ki onun kalbine bakın bidayette böyle.
Bak, rabıta tarifinde bu başparmağın kalınlığında feyz-i ilahi, Allah sevgisi, nereden
geliyor? Mürşidin iki kaşının arasından geliyor, amenna ve saddakna.
İşte Cenabı Hak buyuruyor, değil mi? “Kulum beni sev, sevdiklerimi sev.” 17 .
Mürşidin iki kaşının arasında gelen nedir? Allah sevgisi.
Allah “Sevdiklerimi sev, beni seversin.” diyor. Ama başlangıçta bu başparmağın
kalınlığında feyz-i ilahi büyüyor, o kat büyüyor, çoğalıyor.
Mesela şimdi bir çocuğu düşündüğümüz zaman, anne bir çocuğu dünyaya getirir. Ona
anne mama verir. Ne kadar? Mesela diyelim ki bidayette on gram süt içebiliyor. O bir
16 Nur 24:37
17 Al-i İmran 3:31

