Page 415 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 415

414                                                          Gülden Bülbüllere

          İnsan da bir sır, insan kendini bilemiyor ki âlemi bilsin. İnsanlarda da bir sır var ki
          insan kendindeki o sırrı nasıl bilecek?

          İnsanlarda letâif makamları var. Sır makamı var, sır makamı açılmazsa insan kendisini
          de bilemez, rabbısını da bilemez; bu esrarı da bilemez, sırları da bilemez.
          Sır demek görünmeyen bir şey. Görünmeyen bir şeyi mesela şimdi bir salon var, bir
          bina var, ama onun içerisinde bir şeyler var, ona girmeden onun içerisine girmeden
          nasıl bileceksin?
          Gireceksin ki göresin, girmeden göremezsin. İşte insanlarda bu letaif makamları var ki
          bir de sır makamı var. Oraya insan ulaşamazsa gizli sırlar ona aşikâr olmaz. Evvela bir
          defa kendisini bilemez. Niçin bak Yunus Emre;
                 İlim ilim bilmektir

                 İlim kendin bilmektir
                 Sen kendin bilmezsen
                 Ya nice okumaktır
          Sen diyor,  ilimden mana  sen  kendini bileceksin. Sen kendini bilemedinse daha niye
          okuyorsun. Ama kendini bilmesen rabbını bilemezsin. Ama sana kendini bildireni de bu
          da Allah’ın emri, Allah’ın kitabı bildiriyor. Ama bu kitap ikidir. Bir de var ki gönül kitabı.
          Gönül kitabını okumazsan  eğer, gönül kitabı açılmazsa  sen de  kendini de bilemezsin
          rabbını da bilemezsin. Evet, onun için bak!
                 Yeter ey murg-ı cân gülşane gel gel
                 Gül açıldı bahâristâna gel gel

          İşte gülşan da burası, baharistan da burası, gül de burada açılacak. Murg-u can demek
          ruhumuz.
                 Yeter ey murg-ı cân gülşane gel gel

                 Gül açıldı bahâristâna gel gel
                 Açılmış mekteb-i aşkın kapısı
                 Okuyup ilm ile irfâna gel gel

          Mektebi açmak için diyor bu aşk mektebinde oku ki irfan sahibi olasın. Evet, işte dört
          şahtan  murat, âlemlerin sırrından  murat, bu anlaşılıyor tabii. Allah’ın halkiyatında
          bilinenlerden çok bilinmeyenler var, görünenlerden çok görünmeyenler var. Allah’ın
          halk etmiş olduğu bir mucize maharet var ki insanların fakülte bitirenlerin  aklı
          yetmiyor, bunları umumiyetle bilemiyor, yapamıyor. Fakat:
                 Dört şahın hükmüyle dönen cihandır
          Dört şahtan murat ne burada?

          Bir defa zâhir  şeriatte edille-yi  şeriye; kitap, sünnet, icma, kıyas; farz, vacip, sünnet,
          müstehap. Bunlar olmazsa hayvani sıfattan beşeri sıfata geçemez.

          İnsan da bir cihandır.
   410   411   412   413   414   415   416   417   418   419   420