Page 420 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 420

420                                                          Gülden Bülbüllere

          sıra zikrediyor, koparamamış. Bir çiçek bulmuş zikirsiz kalmış kurumuş, koparmış onu
          getirmiş. Bunu hep kınamışlar. Demişler:

          —Şeyh efendiye getirdiği çiçeğe bak. Sen bunu mu layık gördün getirdin.
          Mübarek şeyh efendi biliyor ama onlara duyursun diye şeyh efendi sormuş:
          —Oğlum bu kadar renk renk güzel çiçekler içinde bu çiçeği mi bana layık gördün?
          Demiş.
          —Efendim hangisine el attıysam “Allah” diyor, ancak bunu zikirsiz buldum, getirdim,
          demiş.
          Bir seferinde de sulak olmayan bir yerdeymişler,  orada su yok bulamamışlar.  Şeyh
          efendi abdest alacak su yok. Demişler:

          —Sulak yer arayın su getirin.
          Kendileri de abdest alacaklar etrafı gezmişler su bulamamışlar. Gelmişler:
          —Efendim su bulamadık, demişler.

          Bir daha dolanmışlar gene bulamamışlar. Demiş:
          —Onlar suyu bulamazlar, sen bana bir su bul da getir, demiş.
          Cemaatten uzaklaşmış bir tane daldaya girmiş.

          —Yâ rabbî şeyhim için su ver.
          Demiş, basmış tabana su gümülemiş, doldurmuş suyu gelmiş.
          —Çabuk oldu, suyu nereden buldun? Bunlar bulamadı, nereden buldun? Demiş.

          —Allah’tan istedim verdi.
          Gitmişler bakmışlar su daha yeni çıkmış, daha yatağı da belli değil. Yerden yavaş yavaş
          gidiyor.

          Evet, işte onun kitabında öyle yazıyor. O da  büyük bir velîdir. Peygamber
          Efendimiz’in ashabına teveccüh yaptığı onun kitabında da yazar.

          Bir teveccühünde mübarek o da başını sağa sola cezbe almış sallamasında başından
          sarığının emamesi düşmüş. Düşünce ashap uçuşmuşlar, başına sarığı bütün parça parça
          etmişler, tırnağımın ucu kadar almışlar ve onu teberrüken saklamışlar.

          Evet, bizim teveccühümüz büyük ameldir fakat buna inanacağız, ihlâsımız olacak,
          inancımız olacak. Zaten bu tarikatın şartlarından bir tanesidir. İhlâs diye tarikatımızın
          bir şartı var. İhlâs; amelimizi büyük göreceğiz ki ondan feyiz alalım. Şeyh efendimizi
          büyük göreceğiz ki ondan feyiz alalım.
          Onun için işte buraya ıraklardan geldiniz, uzaklardan geldiniz, uykusuz kaldınız. Bak!
          izdiham içerisinde aç kaldınız, susuz kaldınız. Hiç olmazsa bir iki saatlik bir amelimiz
          var, buradan boş dönmeyesiniz, mahrum kalmayasınız.
          Bu amelimiz ne ister? Şimdi burada kalbi selim olmayı ister.
   415   416   417   418   419   420   421   422   423   424   425