Yeter ey dil beni sen kûh ü sahrâları gezdirdin
Belâ çevgânına karşı verip belimi ezdirdin
Ki bir nîm-i nigâh ile zühd ü takvâyı bozdurdun
Çekip firkat hicâbını elimi yârdan üzdürdün
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın

Enîsim olmadın bir lahza her dem seng-i hâr oldun
Bana kılıp adâvetler varıp ağyâra yâr oldun
Vücûdum şehrini verdin harâba zehr-i mâr oldun
Düşürdün nâr-ı hicrâna belâ bahrinde yüzdürdün
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın

Benim bu çekdiğim mihnet hayâl-i infisâlindir
Ulüv-vi himmet-i devlet visâl-i ittisâlindir
Kamu eşyadaki hikmet senin kudret kemâlindir
Ki bir nîm-i nigâh ile zühd ü takvâyı bozdurdun
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın

Kiminden korkuben kaçtın kiminden pehlivân oldun
Kiminden köhne pîr olup kiminden nevcivân oldun
Gelip vahdet diyârından aceb şâh-ı cihân oldun
Çekip firkat hicâbını elimi yârdan üzdürdün
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın

Muhammed Pîr-i Sâmî'den kemâlin eyledin izhâr
Saâdet âfitâbından cemâlin eyledin izhâr
Hakîkat ilminin her bir meâlin eyledin izhâr
Cevâhir kenzinin dürrün anın kalbine düzdürdün
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın

Ne kahrından halâs oldum ne bir arz-ı cemâl ettin
Düşürdün nâr-ı hicrâna bu ömrüm payımâl ettin
Sonunda Salih'in bükdün elif kaddini dal ettin
Ezel levhinde kaydım defter-i hicrâna yazdırdın
Nihâyet bir kuru nâmım mezâr taşına kazdırdın


Açıklamalar

Dil: Gönül.

Kûh ü sahrâ: Dağ ve ovalar.

Çevgân: Baston, çevgen; Allah'ın ezelî takdiri.

Nîm-i nigâh: Yarım, kaçamak bakış.

Firkat: Ayrılık.

Hicâb: Örtü.

Enis: Dost, yâr.

Lahza: An.

Seng-i hâr: Çok sert taş.

Adâvet: Düşmanlık.

Ağyâr: Yabancı, el.

Zehr-i mâr: Yılan zehiri.

Nâr-ı hicrân: Ayrılık ateşi.

Belâ bahri: Belâ denizi.

Hayâl-i infisâl: Ayrılma hayali.

Ulüv-vi himmet: Yüce himmet.

Visâl-i ittisâl: Kavuşma, birleşme.

Köhne pîr: İhtiyar.

Nevcivân: Delikanlı.

İzhâr: Gösterme, ortaya çıkarma.

Âfitâb: Güneş; güzellik, parlaklık.

Cevherler hazinesinin dürrünü onun kalbine dizdin: Değerli sırları ve hakikat incilerini onun gönlüne yerleştirdin.

Payımâl: Ayak altı, değersiz, ezilmiş.

Elif kadd: Uzun ve ince boy.

Dal etmek: Bükmek.