Azrulayıp seni deyu gelmişem
İster öldür ister âzâd et meni
Bu dergahda ben muhalled kalmışam
İster kurtar ister bîdâr et meni

Ne hâcet arz etmek hasb-i hâlimi
Efendim bilirken her ahvâlimi
Gizleme görmüşem sende gülümi
İster güldür ister gamzâd et meni

Nakşî cemâlinden kesmem gözümü
Sende buldum mâdenimi özümü
İster ver Şîrîn'im güldür yüzümü
İster kûhistânda Ferhâd et meni

Hurûc et ihrâmdan ey dîn sirâcı
Keselim kurbânı olalım hâcı
Hallolsun uşşâkın hep ihtiyâcı
Vuslatın indinde dilşâd et meni

"Ved-duha" güneşi yüzündür dilber
Nûr-u Muhammedî özündür dilber
Mantık-ı Mesîhâ sözündür dilber
Kabe-i hüsnünde âbâd et meni

Şerîat bahrinin ummânı Sâmî
Hakîkat şehrinin sultânı Sâmî
Derdli âşıkların dermânı Sâmî
Sevdâ-yı aşkınla mu'tâd et meni

Hakîkatsiz andelîbin zârına
Goncasını seven bakmaz hârına
Yandır bu Salih'i aşkın nârına
O nârın nûrundan âbâd et meni


Açıklamalar

Muhalled: Devamlı, yurt edinip kalmış.

Bîdâr: Asarak öldürme.

Gamzâd: Kederli, mahzun.

Kûhistân: Dağ, dağlık yer. Ferhat'ın deldiği dağ.

İhramdan çık ey din ışığı.

Sana kavuşturup sevindir beni.

Ved-duha: Duha sûresi. Duha, kuşluk vakti demektir.

Mantık-ı mesîhâ: Hz. İsa'nın kelamı.

Güzellik Kâbe'sinde ihya et beni.

Mu'tâd: Âdet haline gelmiş, tabii.

Andelîbin zârı: Bülbülün ağlayışı.

Hâr: Diken.

Nâr: Ateş.

Âbâd: Şen, bayındır.