Page 117 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 117
Teveccüh Sohbetleri 113
—Ben rüzgârların müvekkiliyim, rüzgârları hemen toplarım; şarkta, garpta, cenupta
anında getirip buraya bu ateşi savurttururum.
Biri de:
—Ben ateşin müvekkiliyim, memuruyum, dedi.
Sen yeter ki izin ver dediler, bunlar izin istediler.
İbrahim Aleyhisselam dedi ki:
—Siz bu gücü kuvveti nereden aldınız, nasıl yapıyorsunuz?
—Bize rabbimiz verdi.
—Ben rabbimi tanıyorum, ben rabbimi biliyorum, o bana yeter. Siz ne giriyorsunuz
araya, rabbim ile benim arama niye giriyorsunuz? Çıkın siz de aradan, o bana yeter.
Dikkat edin, işte bak! kelamı kibarda:
Eğer âşık isen yara
Sakın aldanma ağyara
Düş İbrahim gibi nara
O gülşende yanar olmaz
Demek ki, İbrahim Aleyhisselam ne yaptı? Allah’a o kadar sadık, o kadar seviyor ki, bir
tek oğlu, nur topu gibi oğlu ve çok güzelmiş mübarek. Öyle bir oğlun boğazına bıçağı
koydu. Bak!
Ama bıçak kesmedi başka. Sürttü sürttü bıçağı kesmedi.
Şimdi burada da Cenabı Hak “Ve emvaliküm ve evladiküm fitnetün.” buyuruyor.
Nasıl olur yahu, bu kadar sevdiğimiz evladımız, ciğerparemiz, gözümüzün nuru,
gözbebeği gibi titriyoruz. Bu evlat niye fitne oluyor acaba?
O, Allah’tan fazla sevilirse fitnedir tabii.
Mal da Allah’tan fazla sevilirse fitnedir.
Allah’tan fazla sevilecek Allah’tan başka yâr yoktur insana. Çünkü insanı kurtaracak
Allah’tır.
Senin o gözbebeği gibi titrediğin oğlun seni kurtaracak mı?
Kurtarmayacak.
Senin o kadar çok sevmiş olduğun mal seni kurtaracak mı?
Kurtarmayacak.
Ama bunları sana Allah verdi, emanet bilirsen o senin için fitne olmaz. Evladın da
emanettir, bunu emanet olarak bilirsen...
Senin evladın sana emanetse ölünce niye ağlıyorsun?

