Page 115 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 115

Teveccüh Sohbetleri                                                    111

          —Doksan günde orucumu açarım, diyor.
          O da ne yapıyor? Asası varmış, asasını orada yalçın bir kayaya, taşa takıyor hamura
          takar gibi. Asa hemen  yeşeriyor dallanıyor. O asa iki  tane yemiş veriyor. Birini biri,
          birini biri yiyorlar.

          Sohbet ettikten sonra âbid diyor ki İbrahim Aleyhisselama:
          —Sen burada bana yarım saat, bir saat müsaade et. Şu adada (denizin ortasında bir ada
          varmış) benim  bir mekânım var,  orada da bir  hizmetim var,  oraya gidip hizmetimi
          göreyim geleyim, diyor.

          İbrahim Aleyhisselam:
          —Müsaade et ben de geleyim, diyor.

          —Sen denizi geçemezsin, İbrahim Aleyhisselam da:
          —Geçerim, diyor.
          Âbid ne  yapıyor? Seccadesini, postunu  atıyor suyun üzerine, oluyor bir kayık, binip
          gidiyor.  İbrahim Aleyhisselam da rabbısını zikrederekten,  Allah’ı zikrederekten o  da
          peşine yürüyerek gidiyor, batmıyor. Âbid dönüyor ki batmıyor, o da geliyor. O zaman
          âbid anlıyor  ki bu da büyük bir kimsedir. Ama bilmiyor  İbrahim Aleyhisselam
          olduğunu. Hâlbuki âbid onun şeriatını yaşıyor, âbid onun ümmeti. Zâhiren İbrahim
          Aleyhisselamı görmemiş. Âbid anlıyor ki bu da büyük bir kimsedir. Çünkü batmıyor,
          geliyor.
          Ada’ya geçiyorlar, adada o  âbidin  bir makamı varmış.  Oraya gitmek için orada  bir
          arslan varmış ki öyle bir azametli arslan ki insanları yutabilecek gücü varmış. Ama o
          arslan âbidden başka kimseyi oraya bırakmazmış. Âbid diyor ki:

          —Bu arslan beni bırakır, benden başka buraya kimse giremez, sen gelemezsin. Sonra
          bu arslan seni parçalar, diyor. İbrahim Aleyhisselam:

          —Sen müsaade et ben gelirim.
          Âbid gidiyor, İbrahim Aleyhisselam  peşinden. Âbid geçiyor, İbrahim Aleyhisselam’a
          arslan bir  kükrüyor.  İbrahim Aleyhisselam arslana bir yumruğunu kaldırıyor.
          Nübüvvetini nasıl görüyorsa arslan, affedersiniz  bir köpek sahibine yaltaklanır gibi
          yaltaklanıyor, ayaklarının dibine yuvarlanıyor, ayaklarını yalıyor.
          Âbid bunu da görünce hayreti artıyor.

          —Yahu bu kimdir? Büyük bir insan. Bu arslan benden başkasını buraya bırakmazken,
          bak, bu da geldi.

          Neyse orada âbid hizmetini görüyor, dönüyorlar. Yine karaya makamlarına geliyorlar.
          Şimdi buradan İbrahim Aleyhisselam ayrılacak. Âbide diyor ki:
          —Bana dua et.

          Âbid hüngür hüngür, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. İbrahim Aleyhisselam:
   110   111   112   113   114   115   116   117   118   119   120