Page 114 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 114

110                                                          Gülden Bülbüllere

          Bunu deyince, iftarımın günü deyince  İbrahim Aleyhisselam’ın dikkatini çekiyor.
          Acaba bu kaç gündür oruç tutuyor ki bugün iftarımın günü dedi? Soruyor:

          —Âbid sen kaç günde oruç açıyorsun? Diyor ki:
          —Ben aydan aya orucumu açarım.

          İbrahim Aleyhisselam nasıl bundan bu sözü işitiyorsa öyle bir taaccüp ediyor ki, öyle
          bir hayrete düşüyor ki, Allah’a karşı öyle bir mahcubiyet duyuyor.

          —Ne yapmışım ben, üç  gün oruç tutmuşum da benim gibi daha var mı, diye
          düşünmüşüm.

          Âbid ile sohbet, muhabbet ediyor. Oradan çıkıp gidiyor. Fakat âbide soruyor:
          —Senden daha üstün bir âbid var mı?
          —Vardır. İşte bu istikamete gideceksin, sana bir âbid rastlar, o benden çok üstündür ki
          o altmış günde bir oruç açar, diyor.
          Gidiyor, az gidiyor, çok gidiyor neyse ona da ulaşıyor. Selam verince âbide, o  da
          selamını alıp secdeye kapanıyor. O da aynen:
          —Rabbimin ihsanına şükürler olsun, bugün iftarımın gününde bana konuk gönderdi.

          Ona da soruyor;
          —Ya âbid diyor sen kaç günde orucunu açıyorsun ki?    Diyor:

          —Ben altmış günde orucumu açarım.
          İbrahim Aleyhisselam daha çok büyük hayrete, taaccübe düşüyor.
          Birinci âbidin gıdası neymiş, çölde ne yiyor,  ne içiyor? Su yok, yiyecek  bir  şey yok,
          yeşillik yok, canlı bir şey yok.
          Ne yiyormuş? Kaldırıyor ellerini, İbrahim Aleyhisselam misafiri ya, hal hatır ettikten
          sonra ellerini kaldırıyor bir dua ediyor. Cenabı Hak bir maide gönderiyor, gaipten bir
          sofra yemek geliyor, yiyorlar sıcak buharlı yemek.
          İkinci  âbid de bir ahu varmış, geyik, ona  bir işaret ediyor.  O  da büryan olup gelip
          yiyorlar. Ona soruyor:
          —Senden daha üstün bir âbid var mı?
          Onunla sohbet, muhabbet ettikten sonra:

          —Vardır. İşte denizin kenarına gidince (Kızıldeniz oluyor, Cidde’nin yakınındaki Şat
          Denizi)  orada bir âbid vardır. O benden çok üstündür, o doksan günde bir oruç açar,
          diyor.
          Daha taaccübü artıyor, daha büyük hayrete düşüyor. Cenabı Hakk’a karşı mahcubiyetle
          sığınıyor yalvarıyor.
          Oraya gidiyor, âbidi görünce, o da aynı muamele, secdeye kapanıyor, şükrediyor. Ona
          da soruyor:
   109   110   111   112   113   114   115   116   117   118   119