Page 144 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 144
140 Gülden Bülbüllere
Ebu Bekir-i Sıddık Hazretleri de bir ölmüşü diledi, Cenabı Hak bir ölü kimseyi diriltti
getirdi. Ama Cenabı Hak hadisi kutside buyuruyor ki: “Eğer o Sıddık kulum, sadece
onu diledi. O muharebede bütün ölenleri isteseydi, bütün hepsini diriltecektim.”
Şimdi burada Veysel Karani Hazretleri’ne Hazret-i Ömer Radiyallahu Anh Hazretleri
diyor ki:
— Ya Üveys, bize nasihat et.
Bir hakikati onda gördüler, Peygamber Efendimiz’in emri, hırkayı ona verdiler,
hırkanın karşılığında onlara bir müjde de verdi.
—Ya Ömer! Sen bir şeyler biliyor musun?
—Biliyorum, diyor.
Nasıl bilmiyorum desin ki? Peygamber Efendimiz’in dört büyük sahabesinden birisi.
Hulefâ-i Raşidin'den, sonra aşere-i mübeşşereden. Veysel Karani Hazretleri diyor ki:
—Sen o bildiklerini hep unut, Allah'ı bil, sana yeter.
Sonra Hazret-i Ömer diyor ki:
—Ya Üveys! Yine bize nasihat et.
—Seni halk, bilirler mi?
—Bilirler.
—O halka hep kendini unuttur, Allah seni bilsin yeter.
—Ya Üveys! Yine nasihat et, diyor.
Veysel Karani Hazretleri diyor ki:
— Yok, tamam bu iki nasihat yeter.
Demek ki burada işte tasavvufun gayesi nedir?
Tarikatın gayesi nedir?
Tarikatın gayesi mahviyettir.
Mahviyete kim düşüyor?
Mahviyete düşen, “Nefsini bilen” mahviyete düşüyor.
Nefsini kim biliyor?
Nefisini de işte bütün, değil insanlardan, hayvanlardan da aşağı kim görüyorsa,
biliyorsa, nefsini o biliyor.
İşte onun için Beyazıt-ı Bistamî Hazretleri, Şeyh Şıbli Hazretleri büyük bir cemaate
sohbet yaparken sohbetlerine gitmiş. Girmiş içeri, oturmuyor; ayakta, hürmet ediyor.
Fakat henüz ayaktayken otur demeden mübarek öyle celâlleniyor, cemaatin huzurunda,
diyor:
—Yahu sizin methettiğiniz bu hınzır mı?

