Page 148 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 148

144                                                          Gülden Bülbüllere

          Çünkü bunlar sünnettir, Peygamber Efendimiz’den kalmış. Peygamber Efendimiz,
          taşlar ile sahabelerine zikir yaptırdığı zaman, taşları eline almış mübarek, taşlar elinde
          zikir yapmış. Taşlar hareketle, harekete gelmiş, taşlar zikir yapıyor. Sağındakine vermiş,
          o taşlar onda zikir yapmış. O da kendi sağındakine vermiş, yedi kişiye gitmiş, yedinci
          kişide bu taşların zikri kalmış, hareketi durmuş, zikretmiyorlar daha. Mübarek taşları
          durdu diye almış, “Ver bana” demiş. O yedinci kişiden taşları alınca, yine kendi elinde
          taşlar zikretmiş. Solundakine vermiş, onda zikretmiş, o da kendi solundakine vermiş,
          onda zikretmiş, o da kendi solundakine, yedi kişiye gitmiş. Orada  da durmuş.  İşte
          evveli sağdan yedi Fatiha okumanın, sonradan soldan yedi kişinin Fatiha okumasının
          sebeb-i hikmeti budur.
          Yalnız bunlar büyük amellerdir. Onun için, teveccüh her zaman olmaz ama hatme her
          zaman oluyor. Ama hatme teveccühün bir küçüğüdür. Aynı silsile bunda da okunuyor,
          onda da okunuyor. Bunda da rabıta yapılıyor, onda da rabıta yapılıyor. Aynı muhabbet
          ve feyiz bunda da, onda da tecellî ediyor. Yani  teveccühten alınan bir feyzi, insan
          hatmeden de alabiliyor. Değil mi alınıyor?

          Hatmeden sebepsiz olarak geri durmayın. Ama malum bir sebebi var, gidemezsin
          başka. Bak, eskiden her gün hatme okunuyordu. Halen biz her gün hatmeyi okumayı
          devam ettiriyoruz. Hiç bizim hatmemiz kazaya kalmamıştır. Fakat şimdi zaman icabı,
          her  günkü olan hatmeyi haftada  bir’e  indirmişler. Herhangi  bir dersli olan kimse,
          muhitinde hatme okunuyorsa, haftada bir gün o hatmeye gitsin, oraya borçludur. Yani
          borçlu dersek, gitmese ne  olur? Günah  mı? Günah  olmaz  ama mademki bir  amel
          işlemek istiyor, Allah'ın rızasını kazanmak istiyor, Allah'ın rızası ne ile kazanılır?
          Bakın!  Cenabı Hak dört şeyi dört şeyin içerisine gizlemiş:
          Velîlerini kulları içerisinde gizlemiş.

          Zaten Cenabı Hak öyle buyuruyor: “Biz velîlerimizi yeşil kubbemizin altında gizledik,
          onları bizden başka kimse bilmez.”
                                       17
          Velîlerini kulları içerisine gizlemiş,
          Azabını da günahlar içerisine gizlemiş,
          Hicabını da dualar içerisinde gizlemiş.
          Hangi dua perdeleri deler, hangi dua makamına ulaşır, bu bilinmez. Ancak Cenabı Hak
          ne buyuruyor?
          “Selim bir kalp ile beni zikredin .
                                    18
           Selim bir kalp ile bana yalvarın.
           Selim bir kalp ile benden isteyin.”
          Bu nedir? Bu selim kalp kimdedir, kimde olur?

          Ancak aşk-ı ilahiye kim düşmüşse ondadır.


          17  Eşrefoğlu Rumi Müzekkin Nufüs S.309
          18  Cum’a   62:10
   143   144   145   146   147   148   149   150   151   152   153