Page 145 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 145
Teveccüh Sohbetleri 141
Haşa Estağfurullah! Şanına layık olmayaraktan öyle diyor, bağırıyor. Fakat bu kelamı
Beyazıt-ı Bistami Hazretleri reddetmiyor, kabulleşiyor. Diyor:
—Benim nefsim demek ki hınzır sıfatından daha tebdil olmamış.
Üç gün ağlıyor, yemiyor, içmiyor. O ağlamada, bakın irşat bu işte, terakki ediyor. Çok
terakki ediyor.
Fakat o, bu kelamı kabulleşiyor, kabulleşmese zaten irşat olamayacaktı, nefsini
bilemeyecekti. Nefsini bilmiş ki bu kelamı kabulleşmiş.
Bu anda da ne oldu? Halka karşı onun tenkidi, onu gizledi.
Hani, Veysel Karani Hazretleri ne buyurdu? “Bu halk seni biliyor mu?” “Biliyorlar”
“Sen halka kendini unuttur, Allah seni bilsin yeter.”
İnsan halka kendini neyle bildirir?
Şöhretle!
Şöhrette afet vardır.
Şöhretten kaçınmak lazımdır. Şöhrette afet vardır. Bir insan nefsini zaten aşağı
görmezse, şöhretten de kaçınamaz, tevazu da yapamaz, değil mi?
İşte evet, teveccüh Peygamber Efendimiz’in amelidir. O da ashabına teveccüh
yapmıştır.
Bu hatm-i hacemiz var ya, dikkat edin, hatm-i haceye çok kıymet verin, hatm-i hace bu
teveccühün bir küçüğüdür. Hatm-i hacenin tatbikatı aynıdır. Sebepsiz olarak hatmeyi
terk etmeyin. İnsanlık hali, burada bulunmazsınız, hasta olursunuz, yolcu olursunuz,
mühim bir işiniz olur, başka; ama hatmeyi sebepsiz terk etmeyin, hatme büyük
ameldir.
İşte hatm-i hacede, büyük hatmede yetmiş dokuz Elemneşrahleke-yi şerif suresi
okunuyor. Bu ne için okunuyor? Niye yetmiş dokuz taş? Yüz taş dağılmıyor da, yüz
taştan yirmi bir taş ayırt ediliyor. Sebebi ne acaba?
Ameldir çünkü. Bu bir amel ise, amelin de bir sınırı var. Burada bir emir var. Burada
yetmiş dokuz Elemneşrahleke okunuyor. O yetmiş dokuz okunması insanların ahlakı
zemimesinin izâlesi için. Elemneşrahleke suresinin her bir harfi bir manevi çekiç,
insanların iç âleminde olan ahlakı zemimelerin başına vuruyor.
Elemneşrahleke suresi ne için inzal oldu? Ne için geldi?
Cenabı Hak “Habibim biz senin göğsünü yardık, temizledik.” buyuruyor. Peygamber
13
Efendimiz ki bütün kainatın efendisi, bütün halkıyyetin efdali, makbulü, büyüğüdür.
Çünkü kelam-ı kibarda öyle buyuruyor:
Dahi hem âlem-i a'mâda iken cümle esmâlar
Zuhûrı âlem-i a'yânı sensin yâ Resûlallah
13 İnşirah, 94:1-3

