Page 153 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 153

Teveccüh Sohbetleri                                                    149





                       “Hatmelerimiz de Teveccüh Gibidir,

                                  Manevi Bayramdır”


                                                                  03.11.1991, İncek


          Cümleten hoş geldiniz, sefa geldiniz.  Sefa getirdiniz, feyiz getirdiniz, nur getirdiniz,
          muhabbet getirdiniz.  Allah muhabbetinizi  arttırsın. Sabahı  şerifleriniz de  hayırlı
          mübarek olsun.

          Teveccüh diye büyük amelimiz sizin için hayırlı mübarek olsun. Allah hepinizden razı
          olsun. Allah emeklerinizi zayi etmesin. Allah niyetinizi halis etsin.  Niyetinizin
          neticesine ulaştırsın. Allah hulûsunuzun, ihlâsınızın, bârını, meyvesini yedirsin.
          Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür nihayetsiz şükürler olsun. Rabbımız yine bize böyle
          bir kutsal gün bahşetti. Tabii zâhirde kutsal günler var, fakat maneviyatta da bâtında da
          en kutsal gün bu günümüz. Zâhirde kutsal günler var, bu kutsal günlerden insanlar
          faydalanıyorlar, yararlanıyorlar. Cenabı Hakk’ın insanlara bunlar bahşi oluyor, ikramı
          oluyor.

          Fakat insanlar için şeriat var, tarikat var. Cenabı Hak zâhir şeriatta bu kutsal günleri
          nasıl insanlar için bahşetmişse tarikatımızda da böyle kutsal günleri bizlere
          bahşetmiştir. Teveccühlerimiz, hatmelerimiz de teveccüh gibidir, bir manevi
          bayramdır. Ruhun bayramıdır. Onun için bak! Kelamı kibarda geçer:

                 Teveccüh olunca herbir ihvâna
                 Mürde kalblerimiz gelirler câna

          Ne büyük şan, ne büyük nimet, ne büyük iltifattır. Teveccühte ölü kalpler dirilir.
          Mürde kalp hangisi? Allah’tan gafil olan, Allah’ı hiç anmayan, Allah’ı hiç zikretmeyen
          kalp ölüdür.
          Diri kalp hangisi? Allah’ı hiç unutmayan kalptir. Daima Allah’ı hiç unutmayan zikreden
          kalptir.
          Zikir ikidir, lisanen ve kalben. Lisanen zikir var, bir de kalben zikir var. Ama önemli
          olan kalbî zikirdir. Çünkü lisanen olan zikir laklakayı lisanda kalabiliyor, kalbe inmiyor.
          Ama muhakkak ki muhakkak tarikata girerse bir Müslüman, bir zikri erbabından alırsa
          onun zikri muhakkak kalbe inecektir.
          İşte bizim teveccühümüzde ölü kalpler dirilir. Hatta kalplere zikir tohumu ekilirmiş.
          Onun için buyruluyor ki:
   148   149   150   151   152   153   154   155   156   157   158