Page 157 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 157
Teveccüh Sohbetleri 153
—Git tespihi geri götür ver, bu ders bize iyi gelmedi bak, keçi öldü, öbürleri de ölür.
O da biraz saf adammış. Zaten onun saflığı onu kurtarıyor. Gitmiş demiş ki:
—Seyda kurban! Ben ders aldım sizden, gittim. İşte boy abdestimi aldım, tövbe
namazımı kıldım, sabahtan dersimi yaptım. Bizim hanım gitmiş ki keçileri sulasın veya
yemlesin. Keçinin bir tanesi ölmüş. Geldi beni çok tehdit etti, çok tazyik etti. ‘Bu inabe
bize iyi gelmedi. Geri götür, ver bunu, öbür keçiler de ölür, bunu ver.’ dedi.
O da demiş ki:
—Peki, yapmıyorsan yapma.
Öyle aradan yirmi sene geçmiş. Yirmi sene sonra mübarek Seyyid Sıbgatullah Gavs
Hazretleri ikindi namazında imam, cemaate imamet ediyor. Kendisi kıyamda, kıyam
farz, kıraat da farz. Kıyamda böyle elini sallamış.
—Defol, demiş.
Birini kovar gibi veya birini iter gibi defol, demiş. Namazı kılmışlar, namazı kıldıktan
sonra arkasındakiler bütün müderris molla. Demişler:
—Seyda kurban, sen namazda bu hareketi yaptın, bu sözü de söyledin. Namazımıza
bir noksanlık gelmedi mi?
—Hayır. Ben onu irademle yapmadım ki. Gayri ihtiyari oldu, demiş.
Evet, insan namazda da gayri ihtiyari ne yapsa, cezbe de gelse düşse, yuvarlansa, ağlasa,
bağırsa yine namazı nerdeyse kalkar. Namazı, kıyamda mıydı, rükûda mıydı, secdede
miydi aynı yerden namazına devam eder, yine bozulmaz. Ama hareket iradesiz, gayri
ihtiyari olursa…
—Efendim sebep neydi? Demiş ki:
— İşte, filanca tarihte yirmi sene evveldi. Van’da bir akşam sohbetimizde bir tanesi
ders aldı. Sohbetimizi dinledi dersini aldı. Gitti boy abdestini almış, tövbe namazını
kılmış, bir günlük sabahtan da dersini yapmış. Hanımı buna razı gelmemiş, keçileri
ölmüş diye buna tazyik etmiş. ‘Dersini geri ver.’ demiş. İşte o adam ölüyordu. Haleti
nezide can veriyordu. Şeytan da göğsüne çökmüş imanını almak istiyordu, şeytanı
kovdum, attım. Onun imanını kurtardım.
—Seyda kurban, o inabesini geri verdi o nispetinizden çıkmadı mı, ayrılmadı mı?
—Evet, çıktı, ayrıldı ama Nakşîlerin şanına düşer mi ki bir günlük hizmetini görsün.
Onun elinden tutsun, bir günlük de hizmetini görsün de onu şeytana kaptırsınlar,
demiş.
Bu kadar büyük bir menfaati vardır. Yalnız demek ki bir insan ders alsa, dersini
yapmasa da yalnız o inancını kaybetmese, o da çok faydalı oluyor. Ona bile yardım
ediyor. Nerede olursa olsun, ne zamanda olursa olsun, onun dar zamanlarına onların
manevi elleri, bâtın elleri ulaşır. Onlara da yardım ederler.
Ama yalnız bir de var ki: hani bir mürit ders almış, inanıyor. Tam ihlâsı var ama
hizmeti yok. Fakat buna da meşakkat verirler. Yani zâhirde ona da meşakkat verirler.

