Page 198 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 198

194                                                          Gülden Bülbüllere

          Sohbeti mesela  bu günahkâr  yapıyor; ama zannetmeyin ki  biz yapıyoruz. Siz
          yapıyorsunuz, bu sohbeti  siz yaptırıyorsunuz. Sizin  arzunuz, sizin isteğiniz bunu
          yaptırıyor.
          Mesela bir alet olduğumuzu  kabul edin.   Bir alet kendi  mi  konuşur yoksa  aleti
          konuşturan mı vardır? Bunu çalıştıran mı var?
          Çalıştıran vardır. Bunun hakikati vardır, bu doğrudur. Çünkü neden?
          Bizim ilmimiz yok. Ne  medrese ilmi var,  ne de  bir zâhir ilmi var.  İlkokulu da
          okumadık. Medrese ilmimiz de yok. Ama kim konuşuyor?
          İşte sizdeki olan muhabbet konuşturuyor, cemaatin muhabbeti konuşturuyor, arzusu
          konuşturuyor. Bu kelam da onu ifade ediyor:
                 Bahr-ı aşkın katresi ol sohbet-i Mevlâ ile
          Ehl-i aşkın diyor, Allah sevgisi varsa Allah sevgisi onu konuşturur. Ama bu Allah
          sevgisiyle Allah onun katresini derya eder.
          Cenabı Hak “Herkes bildiğinin âlimi, herkes bildiği ile amel ederse bilmediklerini biz
          Azimüşşan ona öğretiriz.” , buyuruyor.
                                5
          Her ne kadar zâhirde bu emre zâhir ulemanın bir yorumu vardır. Nasıl bir yorumu
          var? Zâhir diyor ki: “Herkes bildiğinin âlimi.” Doğru tabii ki gayet doğrudur. Herkes
          bildiğinin âlimi, yani herkes bildiği ile amel işlerse bilmediklerini öğrenir.
          Bir insan amel olarak bir şeyi biliyor. İşleyeceği on tane amelden bir tanesini biliyor, on
          taneden dokuz tanesini bilmiyor. O bir tanesini işlerse o bir tanesi başka bir tanesini
          öğretir ve dokuz tanesini öğrenir.

          Günah olarak on tane günahtan bir tanesini biliyor. O bir günahtan kaçarsa o dokuz
          tanesini öğrenir. O bir günahtan kaçmazsa dokuzunu da öğrenmez. Zâhirin anladığı
          budur.
          “Herkes bildiğinin âlimidir, herkes bildiği ile amel ederse bilmediklerini öğrenir.” Bu
          nedir?
          Cenabı Hak Kur’anı Kerim’de Hazreti  Musa’ya buyurdu: “Ya kelimim benim kendi
          ilmimden  bir ilim vermişim ona.”  O ilmimden sen  bir  şey bilmiyorsun, bir  harf
                                        6
          bilmiyorsun. Değil mi?
          Peygamber  Efendimiz: “Benim  mürebbim rabbim, rabbim beni terbiye  etti.”
                                                                                   7
          buyuruyor. Peki, nesini rabbisi terbiye etmiş?
          Ruhunu terbiye etmiş.

          Büyüklerimizin emirleri ne?





          5  Camiül-ûlüm vel Hikem C.1 S.342
          6  Kehf 18:65
          7  Tırmizi Menakil 1 Müsned 4.Bab S.66
   193   194   195   196   197   198   199   200   201   202   203