Page 215 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 215
Teveccüh Sohbetleri 211
Ahiret ehline dünyayı haram kılmıştır. Yani bir insan dünyayı seviyor, istiyorsa ahireti
kazanamadı. Ahiret hayatı onun için haramdır. Eğer bir insan ahireti seviyor, ahireti
istiyorsa zaten dünyayı sevemez, dünyayı isteyemez.
Fenâdan çek elin iste bekâyı
Bir el dönderemez iki dolâbı
Bu kelam neyi ifade eder?
Fenâdan mana dünyadır, bekadan mana da ahirettir. Çünkü dünya fani bir âlem, geçici;
ama ahiret geçici değil, bakîdir.
Fenâdan çek elin iste bekâyı
Bir el dönderemez iki dolâbı
Yani senin bir kolun var, iki çarkı çevirebilir misin? Birini çevirirsen biri kalır, birini
çevirirsen biri kalır.
İşte burada demek ki bu çarktan mana, bu elden mana gönüldür, kalptir. Bir gönülde
iki sevda olmaz.
Cenabı Hak da öyle buyuruyor: “Biz insanlarda bir tane kalp halk ettik, iki tane
değil.” . O bir tane kalbini eğer Allah ile meşgul ederse dünya olmaz; dünya ile meşgul
12
ederse ahiret olmaz. Ama bak, ahiretle meşgul ederse dünya olmaz, biz ile meşgul
ederse dünya olmaz, buyruluyor.
Fakat aslında Allah ile meşgul olan kalpte ahiret de yoktur, o da çıkmış. Zaten öyle
olacak.
Terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i cisim, terk-i can olacak ki insan nimetine ulaşsın.
İnsanın nimeti nedir?
İnsanın nimeti; ruhunun geldiği bir yer var. O ruh oraya ulaşmazsa nimetini bulmuş
değildir. Bu insanlar nimetini bulmuş değildir.
Bunu da Cenabı Hak işte: “Biz kulumuz için sayısız nimetler halk ettik ama kulu biz
zâtımız için halk ettik.” buyuruyor. Burada bizim anlayacağımız zâhir anlamı da
13
Allah’a itaat edeceğiz, Allah bizi itaat için halk etmiştir.
Ama manevi, tarikattaki anlamı da: Cenabı Hak, zâtım için halk ettimse ben onu
azametime alacağım, yed-i kudretime alacağım, ona cemalimi göstereceğim, diyor.
Değil mi? Bu böyledir.
Başını top eyleyip gir vahdetin meydânına
Kıl gazâ-yı Kerbelâ gir kendi nefsin kanına
Seyr kıl uşşâk-ı Mevlâ nice kıyar cânına
Terk-i cân etmektir ancak aşk u sevdâdan garaz
12 Ahzap 33:4
13 Fususül Hikem Trc. S.238

