Page 211 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 211
Teveccüh Sohbetleri 207
Zaten bu tarikatın şartlarındandır. Teslim olmak, teslimiyet tarikatın bir şartıdır.
Tarikatın dört şartı var: muhabbet, ihlâs, âdâp, teslim.
Muhabbet; sevmek, meşayihi çok sevmektir.
Ne zaman ki bu sevgi büyür, büyür, büyür; bu sevgi tamamen onu ihâta ederse, o
zaman ne olur? Muhakkak fenafişşeyh olacak.
Yani bir mürit meşayihini canından fazla severse fenafişşeyh olur. Şeyhinin sıfatı onda
tecellî eder. Evet, bu fenafişşeyh olmak için bir defa onu çok sevecek.
Onu sevmek için onu farklı görecek, büyük görecek, insanlardan farklı görecek ki çok
sevebilsin. Ne kadar farklı görürse, ne kadar büyük görürse onu o kadar sevebilir.
Bir de âdâp var ki; mademki onu büyük görüyorsa, farklı görüyorsa onun velî
olduğuna, büyük bir velî olduğuna inanmıştır.
Velîlere Cenabı Hak ne yapmıştır? Velîleri zamandan, mekândan kurtarmıştır.
Nasıl ki bir insan velî olunca tayyi mekân, gayb-i rical makamına ulaşmıştır. Tayyi
mekân, gayb-i rical makamı haktır. Ama bu velîlere verilmiştir.
Havace Abdülhâlik Gücdüvânî Efendimiz Hazretleri velâyetini aşikâr etmiş. Bu
velîlerden (emirledir bu da) zaman zaman velâyetlerini izhar edenler olmuş. Ama
gizleyen de olmuş. Ama bu niçin böyle oluyor? Bilemeyiz onu. Zamana göre, adamına
göre, muhitine göre, yerine göre velâyetlerini izhar etmişler. Velâyetini izhar edince;
velâyeti görsek var ya, biz Evliyâullahın velâyetini görsek dünyadan büyüktür, onun
velâyeti dünyaya sığmaz.
Evet, Muhittin Arabî Hazretleri’nin vefatından sonra vaktin padişahı gitmiş türbeyi
ziyaret ediyor. Onun türbedarı varmış, orada hizmet gören bir derviş varmış. Oraları
temizleyen, bakan, hizmet gören bir dervişmiş. Padişah bu dervişi çok sevmiş, hoşuna
gitmiş. Bakmış ki nurlu bir insan, orayı da çok temiz tutmuş; sevmiş onu. Demiş ki:
“Bu dervişe sorayım bakalım bu şeyh efendiye karşı bunun ne gibi bir itikadı var,
inancı var; görüşü, anlayışı var.” demiş.
—Derviş sen şeyh efendini nasıl biliyorsun? Demiş.
—Ahh efendim, ben şeyh efendimden nasıl bahsedeyim ki mümkün mü ben onun
kutsiyetinden, büyüklüğünden bahsedeyim. Yalnız şunu söylerim: Benim şeyh
efendimin yüzünü görene cehennem haramdır, demiş.
Padişah da demiş ki:
—Yahu derviş sen ne büyük davada bulundun. Senin şeyhin Hazreti Peygamber’den
büyük mü, hâşâ Estağfurullah.
—Hâşâ Estağfurullah şevketlim, böyle anlama. Benim şeyhim bir âleme mukabil;
Peygamber Efendimiz 18 bin âleme mukabil. 18 bin âlemin efendisi, 18 bin âleme
rahmet edici olarak halk edilmiş, gönderilmiş. Benim şeyhim bir âlemin efendisi.
Padişah da demiş:

