Page 220 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 220
216 Gülden Bülbüllere
Onlarda kin yok, onlarda haset yok, onlarda kibir yok, onlarda gurur yok. Bunların
hepsini tamamen atmışlar, çıkartmışlar; hülasa olmuşlar. İnsanlık şerefine nail
olmuşlar. İnsanlık şerefine nail olan, işte o zaman Allah’ın en kıymetli, Allah’ın en
makbul kulu o oluyor.
Erit cismin çıkar zubûrlarını
Sadef ol lü'lü'-i mercâna gel gel
Bu kelam bunu ifade eder.
Mesela şimdi bir madde diyelim altın veyahut da işte bakır, gümüş. Bunlarda ham
maddeler vardır. Bu ham maddeler nasıl ayrılır?
Ateşe girer, ateşte erirse onun ham maddeleri ayrılır, hülasa kalır.
Demek ki burada bizim o ham maddelerimizi ne çıkaracak, ne atacak, ne bizi hülasa
edecek?
Aşk.
Aşk ateşinde yanmadıktan sonra biz hülasa olamayız.
Biz bu iç âlemimizdeki ahlakı zemimeleri atamayız. Ahlakı hamideleri elde edemeyiz.
Evet, Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür, nihayetsiz şükürler olsun. Biz bu nimetin
şükründen aciziz. Ne kadar şükretsek az gelir. Gerçi ne kadar şükretsek yüz defa, bin
defa, milyon defa şükretsek bununla ancak dilin zekâtını vermiş oluruz. Her azanın
zekâtı vardır, dilin zekâtı da şükürdür.
Onun için burada yine çok şükür, yine bin şükür mademki mecazdan hakikate
geçiliyor.
Hakikat demek bir derya ise mecaz bir katredir.
İşte cüzi irademiz bizim için bir katredir, akl-ı cüzümüz bir katredir.
Cenabı Hakk’ın mesela küllî iradeye (irade-yi kül’e), Akl-ı kül’e karşı cüzî irade bir
katredir. Okyanus var, bu deryalar değil okyanus var; cüz, okyanustan alınmış bir
katredir.
Yani bu nedir? Mademki insanda cüzi iradeden küllî iradeye geçiyorlar, aklı cüzden aklı
küle geçiyorlar. Onun için bak!
Akl-ı cüz etmez ihâta akl-ı küll sensin gönül
Kîl ü kâl ile bu ömrüm cümle verdim zâya ben
Demek ki insanların kîl u kâl ile; yapması, alması, vermesi, işte bunlarla “aklı cüz etmez
ihâta” diyor.
Aklı cüz; Cenabı Hak insanlara bir akıl vermiş, değil mi?
Ama bir de insanlar bu aklı cüzünü, külli akla ulaştırıyor.

