Page 210 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 210

206                                                          Gülden Bülbüllere

          Cenabı  Hak: “Hiçbir mekâna sığmam ama  mümin kulumun  kalbine sığarım.”
                                                                                   6
          buyuruyor. Ama yeter ki inanmış olan bir  Müslüman,  her  şeyi gönlünden  çıkarsın,
          oraya Allah’ı alsın ki orası Allah’ın evi olsun, değil mi?
          Demek ki bu insanlar için şeriat cesetle; tarikat da ruh ile kalp iledir.
          İkisi de temiz olacak. Biri temiz olsa, diğeri pis olsa, olmaz.

          Hani mesela sen temiz bir kab’a pis bir şey koydun.  Bu kabın temizliği, o pis şeyi
          temiz etmez.

          Bir de pis kab’a temiz bir şey koydun. O temiz şey de pis kapta temiz kalmaz. Onun
          için bak!
                 Şeriat, tarikat yoldur varana

                 Hakikat, marifet andan içeru
          Bir de buyuruyor ki:
                 Bil şerîat emr ü nehyi bilmek imiş ey gönül

                 Hem tarîkat râh-ı Hakk'a gelmek imiş ey gönül
          Râh-ı Hak; hak, zaten bu malumunuz, râh da yoldur.
          Tarikat demek; Allah yoluna girmektir, Allah yoluna gelmektir.

                 Hem tarîkat râh-ı Hakk'a gelmek imiş ey gönül
                 Marifet Hak ile meşgul olmak imiş ey gönül
          Bakın marifetullah neymiş?

          Marifetullah da insanlarda en yüksek makam, derecedir. Şeriat birinci, ikincisi tarikat,
          üçüncüsü hakikat, dördüncüsü marifet.
          Ama evvel  şeriattan başlıyor. Yani  şeriat olmazsa  insanın tarikatı olmaz. Tarikatı
          olmazsa hakikate geçemez. Hakikate geçemezse marifete ulaşamaz.
          Ama her velî hakikate ulaşmıştır, hakikate ulaşmayan velî olamaz.  İşte onun için
          tarikattan hakikate geçiliyor.
          Her velî tarikatı yaşamıştır.
          Tarikatı yaşamak demek; yani bir meşayihe inanıp bir mürşide kendisini teslim edip bir
          mürşidin manevi fabrikasında imal  olmaktır. Onun,  meşayihin bir manevi fabrikası
          oluyor. Niçin, neden? Bak!

                 Meşâyıha gerektir tabi erler
                 Sülûke giriben tevbe ederler
          Bakın, bu kelamı kibar neyi ifade ediyor? Diyor ki: meşayihe şöyle erler gerektir ki ona
          tabi olsunlar.


          6  Alusi Ruh’ul  Me’ani XX.101
   205   206   207   208   209   210   211   212   213   214   215