Page 233 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 233

Teveccüh Sohbetleri                                                    229

          Öbürünün de başka çetin bir işi var görülecek. Yalnız o çetin iş burada düşünmekle o
          iş görülmez.

          Bunları, hep  gelenleri kalbinizden atın, hepsini  çıkarın. Teveccühün sonuna kadar
          kalbinizi Allah ile meşgul edin.
          Teveccühün başlangıcı ne zaman, sonu ne zamandır?

          Teveccühün bir oturma usulü vardır, oturttururlar. Usulü böyle lâlettayin değil, karma
          karışık değil. Böyle işte namaz safı gibi fakat arkalı önlü değil sırtınızı arka arkaya
          vereceksiniz.  Şimdi mesela sana birisi arkasını verecek, o da öbürüne böyle sıradan,
          arka arkaya gelecek. Hem bu birbirinizin arkanızı arkanıza gelmek bir adaptır, hem de
          teveccüh ameli kolay yapılır, işlenir. İki sırtı arka arkaya verince öbürü senin arkana
          gelir arada bir gezinme yeri olur. Teveccühün oturma usulü budur, böyle oturttururlar.

          Teveccüh başlarken “Estağfurullaaaah” diye bir nida olacak. Teveccüh amelinin
          başlangıcıdır, başlamak için bu bir ihtar, bildiridir. Efendilerden bir tanesi bu nidayı
          yapar.
          O zaman gözler yumulur. Estağfurullah nidasını duyduğunuz zaman gözlerinizi
          yumacaksınız. Amelin sonuna kadar, bitinceye kadar gözünüzü açmazsınız, burada göz
          açmak yasaktır.

          Gözlerinizi yumarsınız, yirmi beş defa istiğfar okursunuz. Usul, kendiniz işiteceğiniz
          kadar ve sonlarını uzataraktan. Bak, şöyle:

          Estağfurullaaaah, Estağfurullaaaah, Estağfurullaaaah. Sağındakini solundakini
          şuğullandırmayacaksın.
          Yirmi beş istiğfarı okuduktan sonra daha sizin yapacağınız bir  şey yok.  Kalbinizi,
          gözünüzü muhafaza  edin. Gözünüzü  açmayın, bakmayın; kalbinize geleni atın,
          şuğulları bütün atın. Bu iki şeye dikkat edin. Teveccühün sonuna kadar da gözlerinizi
          açmayın. Göz açmak yasaktır.
          Mesela önünde  bir adam “Allah”  diye bağıracak. Gözünü  açma,  kim olursa olsun
          bakma. Sağından bir tanesi ağlayacak, hıçkıracak. Bu kimdi, bakma. Arkandan insan
          kendini, kafasını yere vuruyor. Bunlar cezbedir, bu cezbe  bizde haktır. Bizim
          tarikatımızda cezbe  vardır. Ve  cezbe  müridi çok fazla terakki  ettirir. Yeter ki  bu
          cezbeyi de muhafaza etsin. Yani bu cezbeyi muhafaza etmek lazım.

          Ki o da cezbe gelir gelmez kendini salıp bırakmasın. Çünkü iradeyle oluyorsa günah
          sayılıyor. Estağfurullah bu irade ile yapılıyorsa bizde mesul olur, günahtır. Yani bir
          insan kendi varlığı ile kendi iradesi ile Allah dese, bağırsa bizde yasak.
          Çünkü bizim her  şeyimiz gizlidir, hafîdir. Biz Nakşî’yiz, zikrimiz de hafîdir.
          Kalbinizden Allah Allah denir, lisanen değil, dilimiz de hareket etmiyor.
          Bizim için dile getirmeye hacet yok. Niçin? Cenabı Hak: “Nahnu akrabu, kulum ben
          sana şah damarından yakınım.” buyuruyor.
          İşte bizim zikrimiz budur. Ki bak, bir kelam var:
                 Dâireyiz hem kudûmüz cismimiz neydir bizim
   228   229   230   231   232   233   234   235   236   237   238