Page 247 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 247
Teveccüh Sohbetleri 243
Yalnız özürsüz olanın iki ayağını veya tek ayağını uzatması olmaz. Zaten yer de müsait
değil uzatamazsınız da şayet ki ayağında arızası olan, ayağını katlayamayanlar varsa bir
kenara otursunlar onlar uzatabilirler. Özürsüz olanlar için değil.
Evet, şimdi ben hemen abdest alıp gelinceye kadar burayı hazırlayın. Abdestimin
zayiinden değil. Hani abdest üzerine abdest almak sünnet. Onu da tatbik edeceğiz.
Zaten bu ameli boy abdesti ile yapıyorum. Demek ki bir abdest alıp gelinceye kadar siz
burayı hazırlayın. Hazırlandı mıydı Estağfurullah nida edilecek.
Hiç tarikatı olmayan oturmasın. Ama tarikatı var, nereden olursa olsun, oturabilir.
Zaten bizim tarikatımız nispeti olan teveccühü diğer tarikatlar yapmıyor. Teveccüh
tarikatımızın büyük ameli, teveccüh müridin kabının, itimat edin, kalbinin kalayıdır.
Nasıl ki bir bakır kap hani bir zaman işlendikten sonra kalayı gidiyor, kalaya ihtiyacı
oluyor. Veya da kap bir toz almış, tozunun silinmesi lazım. Neyle alınır? Fırçayla alınır.
O kalp nasıl kalaylanacak?
İşte bizim teveccühümüz müridin kalbinin kalayıdır veya kalbinin fırçasıdır. Mürit
senede bir defa bir teveccüh görecek.
Zaten ömründe bir mürit bir teveccüh görmek şart oluyor. Bizim tarikatımızın
büyüklerinin emridir. Onun her sene bir teveccüh görmesiyle onun kalbi kalaylanıyor
veya fırçalanıyor, temizleniyor. Ama bir tane değil Türkiye’de biliyorsunuz muhitlerde
teveccüh yapıyoruz. Türkiye’de bunun önüne geçemiyoruz. Her muhite teveccüh
turuna çıkıyoruz, yıl boyunca teveccühümüzü yapıyoruz. Muhit muhit yapıyoruz fakat
izdiham oluyor. “Gelmeyin, etmeyin.” diyoruz, ama zevkini almış, İstanbul’dan
Erzurum’a teveccühe geliyorlar, Samsun’dan mesela Mersin’e teveccühe geliyorlar. İşte
böyle hep teveccühe gelenlerin yine önüne geçemiyoruz.
Ne kadar geçsek mesela diyelim ki İstanbul’dan teveccühe gelmiş. “Gelmeyin”
diyoruz, yüzde altmışını frenliyorsak yüzde kırkını frenleyemiyoruz, yine de geliyorlar.
Bir şey de diyemiyoruz.
Yani teveccüh bu kadar zevkli bir ameldir fakat bunun esas özelliği teveccüh müridin
kalbinin fırçasıdır. Bir şey tozlandığı zaman fırçalanması lazım ki tozu gitsin veya bir
bakır kap kalaylanması lazım ki temizlensin. Bak, işte öyle:
Teveccüh olunca her bir ihvâna
Mürde kalblerimiz gelirler câna
Bir de buyuruyor ki:
Teveccühe gelin ihvân
Kuruldu halka-i Rahmân
Açıldı ravza-i rıdvân
Bu meydân-ı muhabbettir
Bu bir ıyd-ı meserrettir
Iyd-ı meserret; burada ıyd bayramdır. Fakat nasıl ki dinî bayramlarda zâhir şeriatımızda
nefisler mesut oluyorlarsa, mesrur oluyorlarsa bu teveccüh de ruhun bayramıdır.

