Page 248 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 248
Teveccüh Sohbetleri 245
“Teveccühte Esma, Sıfat ve Zât Nuru Tecellî Eder”
İncek
Bilinmez âlemin sırrı nihândır
Dört şâhın hükmüyle döner cihândır
Ârif olanlara özge seyrândır
Kâmile her eşya olmuştur evrâd
İnsan için âlemin sırrı nihândır.
Sadece bu gördüklerimiz mi var? Sadece bilinenler mi var?
Bilinenlerden çok bilinmeyenler var. Sen de, ben de bir insanız ama bu insanda olan
âlemden, bu insanda olan esrârdan haberimiz var mı? Yok.
Eğer insanda olan esrârdan haberimiz olsa; bir insan bu dünyadan daha büyüktür.
Nasıl ki Evliyâullahın bir tanesi buyurmuş ki:
—Zâhirde dünya harmanında ben bir daneyim. Zâhir görünüşte, cismimle dünya
harmanında ben bir daneyim ama manada dünya benim harmanımda bir danedir.
Evet, amenna bir insan hakikate ulaşırsa dünyadan büyüktür.
İnsanda letâif makamları vardır. Bu makamlar nerelerdedir? İnsanın kalp âlemi açılırsa
dünyadan büyüktür.
Bir de ruh âlemi var insanlarda. Ruh âlemi nerede? Sağ memenin dört parmak
aşağısında, tam kalp ile paralel. Göğüste kalp sol memenin altında, ruh sağ memenin
altındadır.
Sır nerede? Sır sol memenin üstünde.
Hafî nerede? Hafî sağ memenin üstünde.
Ahfa nerede? Göğüste.
Bak, insanların göbekten yukarısı bir mihrap şeklini alıyor. Kalp gözü nerede? İki kaşın
arasındaymış. Kalp gözü de burada.
İşte burada, bakın, dikkat edin, nefsin şekilleri vardır. İnsanlar nefs-i emmareden
kurtulmazsa, nefs-i levvameden geçmezse, nefs-i mülhimmeden geçmezse, nefs-i
mutmainneye dâhil olmazsa bu nimetlere malik olamaz.
Ama nefs-i mutmainneye neyle dâhil olur? İşte yine şeriatla, tarikatla…

