Page 250 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 250

Teveccüh Sohbetleri                                                    247

          Bak! Nefsin siyaseti  şöyle: Sadece  batıl yönden değil suret-i haktan da insanı
          kandırıyor. Batıl yönden kandırmış, ne yapmış? Bir insana,  bütün  günah-ı kebairleri
          işletiyor; amel yok, günah çok. Bu batıl, şeytan tarafından da geliyor.
          Ama bu nefis suret-i haktan da geliyor.  Nasıl oluyor? Bakıyor ki sana daha günah
          işletemiyor, amel işliyorsun, Allah sana ihsan etmiş, Allah sana lütuf etmiş.
          Ama burada  dikkat edin!  Evet,  bu memleket Müslüman  memleketi, insanlar  hep
          inanmışlar. Zamanımızda bu Müslümanlar niye amelsiz kalmışlar? Hep birbirlerini
          etkilemişler, birbirlerinin ameline mani olmuşlar.
          Niçin? “Kişi  refîkinden azar.”  buyuruyor Peygamber Efendimiz.  Kişiyi kötü eden
          arkadaşıdır.
          Zaman icabı fitne,  şer zamanı  şimdi. Küfür hâkim olmuş, küfür istila etmiş.
          Müslümanlar şimdi küfrün dalgasında.
          Onun için, mesela gençlerimizin arkadaşları var. Okulda olsun, mahallesinde olsun,
          sokağında olsun, çarşıda olsun, akrabasında olsun, çevresinde olsun. Bunların bir
          tanesi günah işliyorsa, hata işliyorsa, onda bir şımarıklık, terbiyesizlik varsa, o da ondan
          öğreniyor, diğeri de ondan öğreniyor. Ama insan ayık olursa ve onu ikaz eden olursa
          etkilenmiyor.
          Onun için  evlatlarımızı kendi haline bırakmayacağız. Kiminle konuşuyor? Nereye
          gidiyor? Ne iş yapıyor? Takip etmek lazım. Kötü arkadaşlarından, yaramaz,  şımarık
          insanlardan, terbiyesiz gençlerden onu kurtarmak lazım.
          Evet, iyi kişi, insanın iyi arkadaşı, insanı iyi yapar; kötü arkadaşı da insanı kötü yapar.
          En iyi insan, kötü bir insanla arkadaş olursa, o kötü kişi onu kötü eder; en iyi insan
          kötü insanla  arkadaş olursa, onu da iyi  yapar.  Bunlar zaten görünen, bilinen  şeyler.
          Onun için,
                 Nefs-i emmarenin bilinmez fendi
                 Gönül şehri bahr-i Nil olmayınca

          Burada, “gönül şehri bahr-i Nil”den mana:
          Bahr demek deniz demektir. Deniz demek:
          Allah aşkı bir kulda tecellî ediyorsa onun gönlü denizdir ve onun gönlü bir Nil nehri
          gibidir.

          Nil nehrinden mana da Allah sevgisidir. Allah’ın feyzi Nil nehri gibi onun gönlüne
          geliyor, doluyor. Nil nehrinin toplanmasıyla ne olmuş?
          Onun gönlü bir bahr-deniz olmuş. Onun için:

                 Bu aşk bir bahr-i Ummandır
                 Buna hadd ü kenar olmaz
          Neymiş bahr-i Umman? Bahr-i Umman denizi var.
                 Bu aşk bir Bahr-i ummandır
                 Buna hadd ü kenar olmaz
   245   246   247   248   249   250   251   252   253   254   255