Page 28 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 28

24                                                           Gülden Bülbüllere

          Yarım asır ilim tedrisatı kesildiği için, yarım asır boyunca âlimler tarafından ilim
          tedrisatı yapılamadı. Bu ilim tedrisatı yapılmayınca, insanlar da bu sefer amelden
          uzaklaştılar, iman zayıflığı oldu. İman zayıflığı olunca da bütün ehli dünya olup dünyayı
          düşündüler, dünya ile meşgul oldular, dünyanın peşinde koştular, gittiler.
          Onun için, şu zamanımızda Cenabı Hak bizi “ehlisünnet vel cemaat”ten halk etmiş.
          Bak, Peygamber Efendimiz’in emri var: “Ümmetim yetmiş üç fırka olacak, yetmiş ikisi
          fırka-i nar bir tanesi fırka-i nâcî.”  10
          Kim bu fırka-i nâcîye?

          Peygamber Efendimiz buyurmuşsa hâşâ vaadinde hulf olmaz. Ne buyurmuşsa o tecellî
          etmiştir ve edecektir. Ama zamanı geldikçe tecellî  ediyor.  Fakat “Yetmiş üç  fırka
          olacak ümmetim.” buyuruyor. Yetmiş ikisi fırka-i nâr bir tanesi fırka-i nâcî.

          Fırka-i nâcî demek; ateşten, azaptan kurtulan bir fırka var ki cennete gidecek.
          Yetmiş iki fırka, fırka-i nârdır. Eğer bunu rakam olarak büyütecek olursak, yetmiş iki
          kişiden diğer biri “Lâ ilâhe illallah Muhammedür Rasulullah” diyor ve diyen ümmetidir
          zaten, demeyen değil. Fakat yetmiş üç kişi olan ümmetin bir kişisi gidecek cennete,
          yetmiş ikisi ise cehenneme gidecek.  Yetmiş üç bin kişide bin kişi cennete  gidecek,
          yetmiş iki bin kişi cehenneme gidecek. Artık rakam büyüdükçe büyüyor.

          O zaman ashap sormuş,
          —Ya Resulullah fırka-i nâcî hangisidir?
          Buyuruyor ki: “Benim ve ashabımın izini izleyenler fırka-i nâcî'dir. Kitaba ve
          sünnetime sarılanlar fırka-i nâcî'dir. Kitaptan ve sünnetten kayanlar ve benim
          ashabımın izinden kayanlar, onlar fırka-i nâcî olamazlar, onlar fırka-i nârdır.”

          Fakat burada kelamı kibarda ne geçiyor?
                 Hazreti şeyhimden giymişim tacı
          Bu taç zikir tacıdır. Tasavvufta hiçbir meşayih müridinin başına böyle zâhirde bir taç
          koymamış. Bu taç zikir tacıdır.
                 Vedduha yüzüdür velleyli saçı
          Bakın, dikkat edin  buraya, “Vedduha”  demek güneşin en ziyalı, en parlak, güçlü
          zamanıdır. Ne zamanmış bu? Kuşluk vakti. Yani sabahtan doğuyor öğle yerine
          gelmeden, öğle yeri ile sabah doğuşunun ikisinin ortasında olursa, oraya gelince
          güneşin en parlak en ziyalı zamanıdır. Vedduha, bu demektir.
                 Hazreti şeyhimden giymişim tacı

                 Vedduha yüzüdür velleyli saçı
                 Olmak isteyenler fırka-i nâcî
                    Ziyâret eylesin pirlerimizi


          10  Ebu Davut: Sünne 1-4596, Tirmizi: İman 18-2640
   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33