Page 30 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 30

26                                                           Gülden Bülbüllere

          Öyleyse demek ki o da satır ilminin mâ-fevkidir, satır ilminden üstündür. İşte onun
          için âlimlerde bir ilim var ki âlim olmayan, avam onu bilemiyor. Yani bir esrar, sır, ilim
          esrarı var ki avamlar, insanlar onu bilemiyor.
          Fakat velîlerde de bir esrar var ki bir ilim var ki onu âlimler bilemiyor. Bilseler zaten
          muhalefet etmeyecekler.  Ama  ne kadar muhalefet ederlerse etsinler, bugün mesela
          büyük âlimler gelmiş geçmiş arz üzerinden.  Kimler?  Mesela çok bilinen  eserleri ile
          yazıları ile kitapları ile  bilinen kimler  var?  İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mevlânâ
          Celalettin-i Rûmî Hazretleri, İmam-ı Gazali Hazretleri, Necmettin-i Kübra Hazretleri,
          ondan sonra Abdurrahman-ı Câmî Hazretleri. Bunlar zâhirde de çok büyük eserleri ile
          tanınmış, bilinmişler. Bak! Bunlar âlimlerdi, çok büyük âlimlerdi daha niye tasavvufa,
          tarikata girdiler? Yunus Emre bunu ifade ediyor. Ne buyuruyor?
                 Niceleri gittiler mürşit arayı

                 Arayanlar buldu derde devayı
                 Bin kez okur isen aktan karayı
                 Bir kâmil mürşide varmasan olmaz
          Diyor ki evet çok kimseler mürşit aramaya  gittiler,  arayanlar buldular. Öyle, Cenabı
          Hak “İste vereyim.”, buyuruyor (Talebena vecedena).
          Fakat bu istek tetemmedir, sa'ydır, aramaktır veyahut da işlemdir, tatbikattır.

                 Bin kez okur isen aktan karayı
          Yani senin  bin sene ömrün olsa,  bin sene medrese  ilmi okusan,  bin sene bütün
          fakülteleri bitirsen, efendim ta mesela doçent olsan, profesör olsan; bin sene ilim tahsil
          etsen yine bir mürşide ihtiyacın var senin, diyor.
          Onun için bak! Allah'a şükür, çok şükür bin şükür, nihayetsiz şükürler olsun. Cenabı
          Hak bu zamanımızda bize bu nimeti nasip etmiş. Çünkü tarikatsız olmaz efendiler.
          Hani ifade ettik ya ayet-i kerimede “Gâlû inna lillahi ve inna ileyhi râciûn.” Cenabı Hak
          ne buyuruyor? “Bizden geldiniz dünyaya,  yine bize dönüp geleceksiniz.” Ama bu
          insanlar nasıl gelmişler? Allah'tan gelen insanların ruhudur, Allah'a da giden insanların
          ruhudur. Cesedi de Allah halk etti ama topraktan halk etti. Cenabı Hak buyuruyor ki:
          “Biz Âdemi topraktan halk ettik, kendi ruhumuzdan ruh üfledik.”
                                                                 12
          İşte demek ki Allah'tan gelen ruhtur, Allah'a gidecek ruhtur.
          Cenabı Hak cesedi topraktan halk etmiş, ceset toprağa gidecek.
          Öyleyse insanların iki türlü yolculuğu var. Bu insanların hepsinin, bütün ne kadar insan
          varsa, iki  türlü yolculuğu var. İnananın, inanmayanın, zengininin, fakirinin, âliminin,
          cahilinin, sakatının, sağlamının, hepsinin; gencinin, ihtiyarının, koca'sının hepsinin iki
          türlü gidişi var.
          Bir cismî gidiş, bir de ruhî gidiş.



          12  Sad 38:72
   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35