Page 24 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 24
20 Gülden Bülbüllere
Evet, aklı ile Allah'ı bulanlar oluyorlar, mesela çok şeyler icat ediyorlar, onlar da şu
şöyle, bu böyle diye bir şeyler arıyorlar. Bunlar neticede, hakiki mabudu buluyorlar.
Bulanlar çokmuş, tarihler boyunca olmuş ve olur da.
Onun için demek ki insanlarda akıl ikidir: aklı maaş, aklı maad.
Aklı maaş nefsin aklı, bu dünya ile ilgilidir.
Aklı maad ise ruhun aklı, bu da ahiret ile ilgilidir.
Müslüman, inanan için iman; ikrar ve tasdiktir. İkrar dil ile söylemesidir. Tasdik ise
kalbi ile inanacak. Eğer dili söyledi, kalbi inandıysa onda tatbikat vardır. Dili söyledi de
kalbi inanmadıysa onda tatbikat olamaz.
Canım bu tatbikat etmeyenlerin imanı sade ikrar mıdır? Yani bunların kalbinde hiç
inancı yok mu?
Var ama zayıf, güçsüz. Bunlar icraatını yapamıyor. Bu zayıflık onlara icraat
yaptıramıyor.
Burada aklı maaş ile insanlar, dünyayı düşünüyor, dünyayı kazanıyor. Aklı maad ile de
ahireti düşünüp ahireti kazanıyor. Cenabı hak bu aklı vermişse insanlara, onun için
dünyaya da çalışın ahirete de çalışın, buyruluyor.
Dünyaya sadece çalışıp da ahirete çalışmayan ne oldu? Allah'ın emrini tuttu mu?
Tutamadı.
Ahirete sadece çalışıp da dünyayı bırakan, bu da Allah'ın emrini tutmuş değil. Çünkü
evvel beden ilmi var.
Yalnız, eğer bir adamın beden ilmi yerini bulmuşsa yani; atadan, babadan, ceddinden
kalmış bir varlığı var ise veyahut da genç zamanlarında bir zaman Allah fırsat vermiş,
Cenabı Hak işini rast getirmiş, az zamanda yakın zamanda çalışmış zengin olmuş, daha
çalışmaya ihtiyacı yoktur. Bu sefer de ibadet yapıyor, kendisini ibadete vermiştir; bunlar
sadece ahirete çalışabilir.
Ama ihtiyaçlı bir insanın sadece ahirete çalışması olmaz, bu da makbul bir insan
değildir. Çünkü dünyaya da çalışın ahirete de çalışın, buyruluyor.
Burada şimdi ehli dünya olan sadece dünyaya çalışıyor, bunlar ahireti kaybediyorlar.
Allah'ın emrini tutmuyorlar. Ahirete çalışmıyorlar ya, onun için burada:
Verir kullarına mühlet velâkin eylemez ihmal
Kâfirlere veya ehli dünya olanlara, sadece dünyaya çalışanlara ne olacak?
Bunlara Cenabı Hak mühlet vermiş, fırsat vermiş ve gayret veriyor. Ama Cenabı Hak
evvela insanlara bildirmiş. Sana vermiş olduğu bir akıl var, bin bir esma-isminin
nurundan halk etmiş olduğu bir akıl var. Sana vermiş bu aklı… Bir de irade vermiş,
cüzi irade vermiş. Akıl vermiş ki senin için hayır nedir, şer nedir, bilesin. Yani daha da
bunun cümlesi, senin için yararlı neler var, zararlı neler var bunları bilesin. Aklı vermiş
ki senin için yemende içmende, giymende, gezmende tozmanda, yaşantında zararlı
neler varsa bilesin. İradeyi de vermiş ki zararlı şeylerden kurtulasın; yararlı şeyleri elde
edesin. Demek ki Cenabı Hak iradeyi de vermiş, aklı da vermiş.

